Bir saat babayı hatırlatır 

Her insanın hayatında iyi ya da kötü unutamadığı hatıraları vardır. Nereden ve nasıl başlayacağımı yazının sonunu ise nasıl bitireceğimi bilmeden bir giriş yaparak başlıyorum. Ben, ömrünü futbola adamış ve gelecekte iyi bir futbolcu olmak için mücadele veren gençlere o uzakları yakın eden koca yürekli, futbol aşığı bir adamın kızıyım.

Aslında dedim ya yazıya nasıl başlayacağımı bilmezken konu ‘baba’ vasfı olunca duygular birbir dökülmeye başladı bile. “Harun Aydoslu” ismini iyi ya da kötü şekilde çarşıda, pazarda, sokakta yani neresi olursa olsun duyduğumda her zaman gurur ve onur duyuyor, gözlerime duygu yüklemeden asla ve asla edemiyorum. Evin ikinci çocuğu olarak baba sevgisini hep futbol ile yaşamış, hüznü ve mutluluğu zorlu bir deplasmandan alınan ya da kaybedilen üç puanlarda buldum.  

Babam, müsabakalara gittiğinde gece yarılarına kadar annemle birlikte uyumaz ve beklerdim. Hani derler ya, kız çocuğunun ilk aşkı “babasıdır” diye. Bendeki sevgi de bu terimi kanıtlar derecesine keskin mi keskindi. Mağlubiyetle geldiklerinde ona moral vermek, galibiyetle eve geldiğinde ise o mutluluğu paylaşmak tarif edilemezdi.

Adeta nefes almak, yemek yemek, uyumak gibiydi bize bir futbol maçını izlemek ya da bozulmaya yüz tutmuş bir radyoda dinlemek.  Şimdi geçmişe kafamı çevirip baktığımda bir okul bahçesinde, doğum günü partisinde, tatil fotoğraflarından fazlaydı yeşil sahada çekilen o fotoğraflar, anılar.. Babamı her deplasmana gönderişimizde annemin dua edişi, ben dahil diğer kardeşlerimin isteklerini gece yarısı da olsa unutmaması, ‘babalık’ vasfının ne kadar sorumluluk gerektiren bir duygu olduğunun bir göstergesiydi sanırım.

Henüz yaşım 7-8 idi sanırım, babamın kolunda bir saat görmüş ve çok istemiştim. Babam hiç tereddüt etmeden kolundaki saati çıkardı ve bana verdi.
Aradan geçen onlarca yıla karşın o saati hala bir gurur, sevgi, onurla takıyor, o saate baktıkça da babamı hatırlıyorum. İşte o saat, bana bir anne olarak evlat sahibinin ne demek olduğunu çok iyi anlatıyor.  Baba bir kız çocuğunun, ilk kahramanıdır. Sırtında seni gezdiren o dev adam olduğu sürece, kötü adamlar ve canavarlar senden uzak durur. “Baba böcek, baba şimşek çakıyor korkuyorum,” diye karanlığa seslendiğim günleri hatırlıyorum ve babamın bir sesiyle o korkularımı yendiğimi. O unutulmaz anılar sadece çocukluğumuzun pembe anılarında saklı kaldı şimdi.. Uzun lafın kısası dostlar, ‘Harun Aydoslu’nun kızı olmaktan her zaman onur ve gurur duydum..

 


 

Bu yazı toplam 47 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nermin Uslu Arşivi