Kırıkkale’de eski ayakkabılar bu ustanın elinde yeniden doğuyor

Kırıkkale’de eski ayakkabılar bu ustanın elinde yeniden doğuyor
 Haber Merkezi
Ahilik kültürünü günümüzde yaşatmaya çalışan, teknolojinin ilerlemesine karşın mesleğini severek ve adeta yok olmuş ayakkabılara yeniden hayat bulduran bir ayakkabı tamir ustası Cemil Ünlü.

MESLEĞİNE ADETA AŞIK

80’li yıllarda Kırşehir’den Kırıkkale’ye gelerek baba mesleğini sürdüren Ünlü, “Ben bu işi 10 tane devlet memurluğuna değişmem. Sanat çok güzel bir şey” diyerek mesleğe olan aşkını anlatıyor. Çocukluk yıllarında gelecek için bambaşka hayaller kuran, henüz 1980’li yılların başında babasının mesleği gereği günümüzde mesleğinde ustalaşan boz toprakların diyarından koparak ekmeğinin peşine düşen ayakkabı tamircisi Cemil ustanın hikayesini paylaşacağız. Mesleğine adeta aşık, Ahilik kültürünün felsefesini iş şiarına en iyi şekilde yansıtan ve çevresi tarafından ‘Ayakkabıların ömrünü uzatan usta’ olarak bilinen Cemil Ünlü, Kırıkkale’ye göçmesiyle birlikte Gürler Mahallesi’nde baba mesleğini ustalıkla sürdürüyor.

kirikkalede-eski-ayakkabilar-bu-ustanin-elinde-yeniden-doguyor2.jpg

MESLEĞİ EMANET EDECEK GENÇ BULAMIYORUM

Bu mesleği sevmesinde eşinin büyük katkısı olduğunu vurgulayan usta Cemil, mesleğini teslim edecek çırak bulamamanın hüznünü dile getiriyor. Helal ekmeğini, boyalı elleriyle alın teri mücadelesi vererek insanın ayaklarından kazanan Ünlü, şu şekilde aktarıyor, “Bu mesleğe 1980’li yıllarda Kırşehir’de babamın ayakkabı satmasıyla ilgi duymaya başladım. Orada küçük bir ayakkabı satış dükkanı açtık. Okuldan çıkınca beni eve göndermiyorlar direkt dükkana gidiyorum”

kirikkalede-eski-ayakkabilar-bu-ustanin-elinde-yeniden-doguyor3.jpg

BİZLER SANAT MESLEĞİNİN SON USTALARIYIZ

Okul bitip yaşım gelince askere gittim. Geldikten sonra İstanbul’a yolculuk oldu. Oradan Kırşehir’e geri dönüş yaptık. Sonra market dükkanı açtık 5 yıl kadar burayı işlettik. Ekonomik kriz nedeniyle kötüye gidince kapattık orayı. Tekrardan el (başkasının) işinde çalışmaktansa, mesleğim de var mesleğim üzerine bir iş yeri açayım, diye düşündüm ve 4 sene oldu bu dükkanı da Allah’ım nasip etti açtık. Eşimle birlikte dükkanda çalışmaya devam ediyoruz. Eşimden Allah razı olsun bana yardımcı olmak için de elinden geleni yapıyor.

ÇOCUKLARIMIZIN BU MESLEKTE MAALESEF GÖZÜ YOK

Çocuklarımız maalesef, yeni yetişen nesil sanata pek ilgi duymuyorlar. Elin işi hoş geliyor kendi işimize, sanata niyeyse tenezzül etmiyorlar. Hayret ediyorum ona da. Ben bu işi 10 tane devlet memurluğuna değişmem. Sanat çok güzel bir şey çünkü. İnsan var olduğu sürece insan yaşadığı sürece ayakkabısı olacak, ayakkabısı eskiyecek ve her zaman da para kazanacak. Bu işi yapanın cebi asla boş kalmaz.”

ESAS OLAN MÜCADELEYİ BIRAKMAMAK

“Bizden sonra yetişen yok. Çırak yok yeni yetişen. Çırak olsa zaten ben çırak alırdım eşim çalışmaz bir çırakla çalışırdım. Bir ustanın yetişmesi kolay değil, çıraklık dönemi var, kalfalık dönemi var imkansız yani çok zor. Yani gençleri anlamak mümkün değil. Herkes masa başı işte çalışacak diye bir şey yok. 15- 16 tane tamirci varsa, belki 3 tane olur belki 5 tane olur burada esas olan mücadeleyi bırakmamak. Biz onu yaptık bırakmadık mücadeleyi. Az demedik çok demedik. Allah’a çok şükür zaman içinde oturdu ve oturmaya da devam ediyor.”

AYAKKABI ALAMAYANLAR TAMİR ETTİRİYOR

“İmitasyon ayakkabı ilk çıktığı zaman insanların hoşuna gitti tabi kaldır at dönemi gibi gözüktü ama şu şartlarda o bile kalmadı. Kaldırayım atayım yenisini alayım düşüncesi kalmadı ve kaldır at olacak kadar sağlam da yapılmıyor ayakkabılar. Adam mesela alıyor ayakkabısını 1 hafta sonra kenarları açılma yapıyor, yeniden bize geliyor yani fark eden bir şey yok. Onun için yeni ayakkabı almanın da pek bir mantığı yok. Tamir, hele ki şu kriz döneminde işler arttı. Tamire dönüş var. Vatandaşı da biz idare ediyoruz çok da kırmıyoruz üzmüyoruz. Çöpe gidecek olanı kurtarıyoruz.

MODERN ÇAĞA AYAK UYDURMAYA ÇALIŞIYORUZ

Teknolojiyi, sosyal medyayı takip etmeye çalışıyorum elimden geldiği kadar. Makinaları takip ediyorum. El dikişini makine ile yapıyoruz tabana. Eskiden ayakkabıları suya bandırıyorduk, güzelce ıslatıyorduk yani Anadolu tabiri ile hıncını çıkarıyorduk. Sonra kalıba koyuyorduk. Onlar da geçti şimdi elektrikli ısıyla açan kalıplar çıktı. Meslektaşlarım var. Ben onları rakip olarak görmüyorum. Allah’ım da onlar selamet ve bol müşteri versin inşallah. Tabi biz de ilk başta biraz özenli başladık bu işe öyle olsun istedik işyerimiz, dükkânımız.

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.