Alaaddin Güneşer

Alaaddin Güneşer

Kim yalancı, kim peygamber?

İnsan yaptığı,söylediği,yaşadığı veya yaşattığı hayatlar ile akılda kalır,takdir görür yada insanları kendinden uzaklaştırır ve nefretlerini kazanır.Geçmişte çok sevilmenin, yarınlar için ölçü olmadığı,yarınların; içinde bulunduğumuz zaman dilimi içinde ki davranışlar ile belirlediği ve bu davranışlarımızın ne kadar da önemli olduğunu  ortaya koymaktadır.

Elbette en kolayı; birilerini suçlamak,eleştiri yapmak ve haksızda olsa haklılığını haykırmaktır.Mikrofon elindedir,güçü kendi görmektedir,yekti sahibi olduğunu söylemekte ,kiminle ne ölçüde iletişim içerisinde olunması gerektiği belirleme hakkına sabip olduğunu sanmaktadır.

Kendine emanet edilenlere sahip çıkmamak,kendini yetiştirenleri beğenmemek,hırs ile kendinden öncekileri geçme gayretine düşmek ve makamı kullanarak dünya kazanımları ile uğraşmak,güvenin tesisini ortadan kaldırmak ve makamlara kendi yakınlarını oturtarak hak etmeyenleri hak sahibi yapmanın doğruluğun da inat etmek,toplumda karşılığı olmayan davranışlar olarak bilinmekte ve kişinin nefsinin esiri olduğunu açıkca göstermektedir.

Birilerini yalancı olarak ve peygamberlik iddiası ile  suçlamak,memmamcıların getirdikleri ile değil,suçlanan ile bire bir söylevlerle olmalı,zan ile  değil delillerle oluşan kanaat  sonrası bu kanaat, toplumla paylaşılmalıdır.İnsan akıl sahibi ise davranışlarını kontrol altına almalı  ve kendini sorgulayan insanların sorgularına değer vermelidir.

Yanlış söylevler ile sevenlerin ortamdan uzak tutlması,görüşme taleplerinin kabul görmemesi,davranışlar ve tavırlarla, yanlışların devamı için dar bölge oluşturulup rahat kararlar alma düşüncesi ve sorgulamanın yok edilmesi,Ebu Cehil’leşmenin açık delili olarak bilinmektedir.

Haddi aşmak,yok olanı varmış gibi paylaşmak,hakir gördüklerini kullanarak hala varlık sürdürme gayreti içinde olmak,yalancı tebessümleri dini söylevleri birleştirerek tekrar güç toplama gayreti sarf etmek,mal,mülk sahibi olmanın yolunu açabilir ama oturulan makamın şiyarına ne kadar uygun olur bunu yarınlar gösterecektir.Dün yaşanmışlıklar bu günün açık deliği değilmidir.

Hani mikrofonları elden düşürmeden söylenen”Dünyayı sevmek her günahın başı”Münafıklığın alemetleri ” ”vakıf mallarının,zekatların ve sadakaların” kullanımı anlatımları,bunlar hep sözlerde mi,neden hayatımızda değilller.Hac organizasyonlarında kontenjandan hac ve umre yapanlar.İşiniz net olsun artık.Memurluğu kabul etmeyenler asla müdürlük koltuğuna oturamazlar.

Kalplerini sorguladığınız,yanlışlarınıza ortak olmadıkları için dışladığınız,ellerinden yoklarını aldığız,yanlış yollara sapmasına sebeb olduğunuz insanların dualarının bir kabul edileceğini neden hesap etmeyip yaşattıklarınızı daha fazlası ile yaşadınız.

Yaşadıklarımız göz önünde tutulursa,güvenin tesisi bir daha nasıl sağlanacak.Bizler insanların söylevlerine değil ”İnsanların,insanlarla diyaloğunu emreden bir dine iman ettik” diyenlere inanarak, onlarla yol almaya,çaba sarfetmeye yemin ettik.Yeminimiz kalbimizde,aklımızda,dilimizde ve bedenimizdedir.

Vakıf malları ile şaşalı hayat sürenler,kendinize çeki düzen vermesseniz eğer bu günlerinizi de arayacaksınız.Zaman iki yüzlülüğü bırakıp tek yüze dönme zamandır.Bazı davranışlarınızda şirk kokusu var,kalplerinizden dünyayı çıkartın ki,siz dünyanın peşinde değil dünya sizin peşinizde koşsun vesselam.

Bu yazı toplam 2 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Alaaddin Güneşer Arşivi