Öztürk, TBMM’de engelliler ve dijital tehlike hakkında konuştu!
DUYARLILIK SEVİYESİNE YAKINDAN BAĞLIDIR
Öztürk, konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “İster doğuştan isterse de sonradan olsun, fiziksel veya zihinsel bir engelin yol açtığı mahrumiyetleri ve sorunları en aza indirmek her şeyden önce insani sorumluluğumuzun doğal bir sonucudur. Engelli kardeşlerimizin herhangi bir eksiklik ve zayıflık hissine kapılmalarına müsaade etmeden, onları tümüyle kucaklayıp milletimizin saygın ve eşit bir ferdi olduklarını sürekli hatırlarda tutmak gerekmektedir. Sahip olunan engel değişik neden ve olaylara bağlı olarak ortaya çıkabilecekken, bu haldeki kardeşlerimizin hayatlarını sürdürebilmeleri, ihtiyaçlarını başkalarına muhtaç olmadan karşılayabilmeleri oluşacak sosyal duyarlılık seviyesine yakından bağlıdır.”
SOSYAL HAYATA GİRMELERİ DAHA DA KOLAYLAŞACAKTIR
“07.11.2023 tarihinde vermiş olduğum kanun teklifi ile engelli vatandaşlarımızın yaşadığı en büyük mağduriyetlerden engellilerin çalışma hayatında yer almasının artırılmasını istemiştik. 657 sayılı Devlet Memurlar Kanunu’nda yapılacak değişiklik ile kurum ve kuruluşların çalıştırdıkları personele ait kadrolarda ayırmak zorunda oldukları yüzde üç engelli çalışan oranının yüzde beşe çıkarılması gerektiğini ifade ettik. Böylece engelli vatandaşlarımız iş hayatında daha fazla yer bulacak, sosyal hayata girmeleri daha da kolaylaşacaktır.”
GENÇLER ÜZERİNDE CİDDİ RİSKLER BARINDIRMAKTADIR
“Bugün üzerinde durmak istediğim bir diğer konu doğrudan toplumun huzurunu, gençliğin istikametini, istikbâlini ilgilendiren bir alandır. Daha önce de çeşitli vesilelerle dikkat çektiğimiz üzere, dijital dünyanın kontrolsüz ve bilinçsiz kullanımı, özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi riskler barındırmaktadır. Son yıllarda yaşanan bazı olaylar, bu risklerin artık teorik bir tartışma olmaktan çıktığını açıkça göstermektedir. Özellikle dijital oyunlar üzerinden yayılan şiddet teması, çocukların zihinsel dünyasında giderek sıradanlaşmakta, hatta normal bir davranış biçimi gibi algılanabilmektedir.”
RUH VE BEDEN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR
“Sürekli tekrar edilen bu içerikler, zamanla duyarsızlaşmaya yol açmakta; empati duygusunu zayıflatmakta ve şiddeti bir çözüm yöntemi gibi sunabilmektedir. Rol model bulmakta zorlanan ve dijital çağda ailesi veya çevresi tarafından yalnızlaştırılan birey dijital oyunlardaki karakterlerle kendisini özdeşleştirmekte ve sanal dünyayı gerçek hayata aktarmaya çalışmaktadır. Sanal dünyadaki tüm olumsuzlukları gerçek hayatta normalmiş gibi yaşayan birey toplumun ruh ve beden sağlığını tehdit eder hale gelmiştir. Bu sorun bugünün ve geleceğin en önemli hususudur.”
ÖĞRENİLEN VE PEKİŞTİRİLEN BİR DAVRANIŞTIR
“Milletvekilleri, unutulmamalıdır ki şiddet, çoğu zaman doğuştan gelen bir eğilim değil; öğrenilen ve pekiştirilen bir davranıştır. Çocuklar yalnızca izledikleriyle değil, aynı zamanda oynadıklarıyla da şekillenmektedir. Bu durum, özellikle duygusal açıdan hassas, yeterli ilgi ve yönlendirmeden mahrum kalmış bireylerde daha derin etkiler doğurmaktadır.
Bir diğer önemli husus ise, şiddet içerikli oyunların çoğunlukla silah ve çatışma unsurları etrafında kurgulanmasıdır. Bu durum, çocukların gerçek hayatta da bu araçlara karşı merak geliştirmesine ve yanlış yönelimler içerisine girmesine neden olabilmektedir. Özellikle aile içinde bu tür unsurlara erişim imkânı bulunan ortamlarda risk daha da artmaktadır.”
YANLIŞ DAVRANIŞLARA YÖNELİM ARTMAKTADIR
“Ancak meseleyi yalnızca dijital oyunlara indirgemek de eksik bir yaklaşım olur. Aile yapısı, sosyal çevre, eğitim düzeyi, yaşanan travmalar ve iletişim eksiklikleri gibi birçok faktör, bu sürecin belirleyici unsurlarıdır. Sevgi ve ilginin eksik olduğu, baskının yoğun hissedildiği ya da rehberliğin yetersiz kaldığı ortamlarda çocuklar daha kırılgan hale gelmekte; öfke kontrolü zayıflamakta ve yanlış davranışlara yönelim artmaktadır. Bu noktada çözümün de çok yönlü olması gerektiği açıktır. Aileler, çocuklarının dijital dünyadaki varlığını yakından takip etmeli; onları yasaklarla değil, bilinçli rehberlikle yönlendirmelidir. Eğitim kurumları, sadece akademik başarıya odaklanmak yerine, öğrencilerin davranışsal gelişimini de izleyen ve destekleyen mekanizmalar geliştirmelidir.”
CİDDİ TEHDİTLERE DÖNÜŞEBİLİR
“Aynı zamanda bu mesele, bireysel çabaların ötesinde, kamusal bir sorumluluk alanıdır. İçerik üretiminden eğitim politikalarına kadar geniş bir çerçevede, insanî değerleri, empatiyi ve sağduyuyu güçlendiren bir yaklaşım benimsenmelidir. Sonuç olarak ifade etmek gerekir ki, dijital dünya doğru yönetildiğinde büyük imkânlar sunar; ancak ihmal edildiğinde ciddi tehditlere dönüşebilir. Bizler, daha önce de dile getirdiğimiz bu uyarıları dikkate alarak, çocuklarımızı koruyan, onları bilinçli bireyler olarak yetiştiren bir anlayışı hep birlikte inşa etmek zorundayız” dedi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.