Toprak ve binalar uyarıyor!

Toprak ve binalar uyarıyor!

Jeoloji Mühendisi Satılmış Aksun, yaptığı açıklama ile Kırıkkalelileri depreme karşı uyardı. Toprakta meydana gelen çatlakların bir uyarı olduğunun altını çizen Aksun, 1999 yılında Marmara’da meydana gelen depremi örnek olarak gösterdi.

GİRİŞ | 4 Mayıs 2019

Jeoloji Mühendisi Satılmış Aksun, yaptığı açıklama ile Kırıkkalelileri depreme karşı uyardı. Toprakta meydana gelen çatlakların bir uyarı olduğunun altını çizen Aksun, 1999 yılında Marmara’da meydana gelen depremi örnek olarak gösterdi.

BİRÇOK ŞEYİ TETİKLİYOR

Kırıkkale’de toprakta meydana gelen çatlakları göstererek uyarılarda bulunan Jeoloji Mühendisi Satılmış Aksun, “ Yaşadığımız yeryüzünün acı ama gerçekleri var. Yıllardır dünyanın oluşumundan beri yerküre sürekli bir hareketlilik içerisindedir. Bundan doları da depremler, çeşitli afetler meydana gelmektedir. Eskiden beri olan bu olaylar yapılaşmaların az olması veya teknolojinin daha az olmasından dolayı hissedilmiyor, duyulmuyordu. Ancak yaşadığımız yüzyılda artık çok katlı yapılaşmalar, çarpık şehirleşme gibi olumsuz koşullar birçok şeyi tetikliyor aslında”

DİKKATE ALINMASI GEREKİR                

Aksun, “Acı ama gerçek olan şeyler var mesela Ülkemizde 17 Ağustos 1999 Marmara depremi meydana geldi mal ve can kaybı olarak çok ağır bir yara aldık. Ardından bu tarih teknik anlamda bir milat oldu. Yönetmelikler değişti kanunlar değişti ve artık bina zemin ilişkisi konusunda yapılaşmalarda zemin etüdünün önemi ortaya çıktı. Tabi bu uygulamalar ne kadar sürdüğü, ne kadar çabuk unutulduğu tartışılır. Türkiye deprem kuşağı üzerinde ve biz her an olacakmış gibi hazırlıklı olmalı ve ona göre yaşamalıyız. Ancak her zaman bu denli afetler öncesinde çeşitli emareler belirir ve dikkate alınması gerekir”

DOĞAL TEHLİKE Mİ İNSAN ETKENLİ TEHLİKE Mİ?

Aksun, “İstanbul’da son günlerde Kağıthane de, Esenyurt da üst üste yaşanan toprak kayması sonucu ortaya çıkan sonuç tehlikenin ne türlü bir afet olduğunu gösteriyor. Yaşadığımız şehir Kırıkkale ye bakalım. Yapılaşmaların yoğun olduğu bölgelerimizde imara açılırken belli kurallar çerçevesinde açılmadığı, açıldıysa bile uygulamada uyulmadığı, hafriyatların ve kazıların kontrolsüz ve usulsüz olduğu, yapılan şev analizleri, mühendislik hesaplamaların göz ardı edildiği apaçık gözlenmektedir. Şehir merkezimizde İlçelerimizde ihmal söz konusu yerleri tespit ettiğimde çok şaşırdım. Mesleki anlamda vicdani bir sorumluluk olarak gördüm. Fotoğraflarda da gözlendiği gibi son bir yıl içerisinde çatlaklar, yarıklar, kopmalar, kaymalar gözlenmektedir”

SIKINTI GERÇEKTEN BÜYÜK

“Yapılaşmaların dolgu üzerinde kalıp kalmadığına önem verilmemektedir. Özellikle bu bölgelerde yapılaşmaların tamamlanmadığı ama en kısa zamanda gerekli önlemlerin usulünce alınması gerekiyor. Bu vicdani sorumluluğu aynı zamanda müteahhitlerden de bekliyorum. Bizler Jeoloji Mühendisi olarak zemin ile alakalı gerekli tüm verileri oluştururuz ve gerekli alınması gereken önlemleri en baştan söyler ve yazarız. Uygulamalarda da aynısının uygulanmasını bekleriz. Ama ne yazık ki sıkıntı gerçekten büyük ve engel olunmaz ise daha da büyüyecek. Doğal olarak sıkıntısız yerinde duran toprağı kendi hırslarımız ile insan yaşamını hiçe sayarcasına zorla harekete geçirmek için elimizden geleni sonuna kadar yapıyoruz. Aslında Allah korusun ama sonucunda bu sebeplerden ciddi bir sorun yaşanırsa bunun adı afet değil cinayet olur”

HER BELEDİYEDE JEOLOJİ MÜHENDİSİ OLMALI….

“Ülkemizin gerçeği afetler ile iç içeyiz ve yaşıyoruz. Tabiî ki afet derken deprem, sel, heyelan, kaya düşmesi vb.. olaylardan bahsediyorum. Her kurumda genelde en kötü ihtimalle inşaat teknikeri de olsa var ama yapılar incelenirken yapıya zarar verebilecek öneriler ile dolu olan zemin etüt raporunu inceleyecek muhatabımız yok. Çok acı bir durum sonra başımıza bir olay gelince vah tüh diyoruz. Vatandaş duyarlı olacak, İdareciler duyarlı olacak, Müteahitler duyarlı olacak. Bunlardan en az ikisinin olması lazım.  Her belediye de en az 1 adet jeoloji mühendisi olması gerekiyor”

VİCDANİ BİR SORUMLULUKTUR

“Sonuç olarak Kırıkkaleli hemşerilerimizi bu konuda uyarmak şahsım ve mesleğim adıma vicdani bir sorumluluktur. Hazırladığımız raporlar ile ilgili makamları uyarıyoruz zaten. Ama vatandaşlarımızın da daha duyarlı bir şekilde yaşamını sürdüreceği ailesini, çoluğunu, çocuğunu emanet edeceği yapıları seçerken dikkat etmeli, iyi değerlendirmeli ve iyi araştırmalıdır. Bir araba alırken bile en az üç ustaya gösteriyoruz ve sonunda aracımızı akşam olunca kapının önüne koyuyoruz. Ama Ev alırken sadece iç yapısına bakıyor, ve sonunda uykuda kendimizi, ailemizi emanet ediyoruz. Arasındaki farkı iyi değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yap