Kırıkkaleli imam, kurduğu ses sistemi ile komşularına teravih namazı kıldırıyor

Kırıkkaleli imam, kurduğu ses sistemi ile komşularına teravih namazı kıldırıyor

Kırıkkale'de hastanede imamlık yapan İsa Selci, ses sistemiyle komşularına evlerinde teravih namazı kıldırıyor.

  • Kategori : Gündem
  • 04 Mayıs 2020 Pazartesi
  • 04:09

KIRIKKALE (AA) - Kırıkkale'de hastanede imamlık yapan İsa Selci, komşularının ricası üzerine, apartmanda kurduğu ses sistemiyle komşularına teravih namazı kıldırıyor. Yüksek İhtisas Hastanesinde din görevlisi olarak çalışan Selci, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında camilerin kapalı olması nedeniyle ramazan ayının ilk gününde teravih namazını evde ailesiyle kıldı. Komşularından gelen talep üzerine Selci, koronavirüs tedbirlerini de göz önünde bulundurarak, diğer dairelere namaz sırasında kullanılmak üzere hoparlör koyarak ses sistemi oluşturdu ve onlara da namaz kıldırmaya başladı. İsa Selci, gazetecilere yaptığı açıklamada, ramazanın ilk günü eşi ve çocuklarıyla evde cemaatle teravih namazı kılarken seslerini komşularının işittiğini söyledi. 

Yakın komşularının da o gün kendilerine uyarak namaz kıldıklarını anlatan Selci, şöyle konuştu: "O gün namazın ardından kendilerine de namaz kıldırmam noktasında ricada bulundular. Ben de düşüneyim ve değerlendireyim dedim. İstişarelerde bulundum, kıldırılabilir veya kıldırılamaz anlamında. Neticede komşulara birer hoparlör ayarlayarak ikinci gün itibariyle namaz kılmaya başladık. Komşularımız da bu noktada memnun kalıyorlar ve dua ediyorlar. Biz de onların duasına talibiz. Ramazan ayında camilere gidemiyoruz ama en azından evlerde teravih namazları kılınsın ve cami atmosferi yaşansın diye komşularımızla böyle bir karar aldık."

Selci, koronavirüs sürecinde sağlık açısından büyük risk olduğundan çok hassas ve dikkatli olduklarını dile getirdi. Kendi dairelerinin kuzey cephede bulunduğunu ve ön taraftaki komşularının da cemaate katılmak istediklerini belirten Selci, "Onlar arka dairelere geçmek istediler. Buna müsaade etmedik ve herkesin kendi dairesinde kılmasını istedik. 'Siz imamın önünde olduğunuz için kendiniz kılacaksınız' diye tembih ettik." ifadelerini kullandı. Apartman sakinlerinden Semahat Şahin de "İlk gün namaza durunca hocamın sesini duydum ve ona uydum. O gün teravih namazını kıldım. Daha sonra bize de kıldırması için rica ettim, kendisi de kabul etti. Allah bin kere razı olsun." diye konuştu. Yasemin Demirci ise "3 yıldır burada oturuyorum. Hocamla zaten hastanede beraber çalışıyoruz, sağlık personeliyim. Koronavirüsten dolayı camilere gidemiyoruz. Hocamızdan rica ettik. Allah razı olsun kendisi de kabul etti ve böyle bir imkan sundu." dedi.

 

isaselci18@hotmail.com
acizane bir not:

DİN İŞLERİ YÜKSEK KURUL FETVASINA GÖRE CAİZDİR. AYNEN ALINTIDIR. İmama iktidanın geçerli olabilmesi için imam ve cemaatin aynı mekânda olması ve cemaatin imamın intikallerini takip edebilmesi gerekli midir? İmama iktidanın geçerli olabilmesi için imam ve cemaatin aynı mekânda olması ve cemaatin imamın intikallerini takip edebilmesi gereklidir. Bazı Hanefi âlimler iktidanın geçerliliği için yalnızca imamın intikallerinin takip edilebilmesini esas almışken (Haskefî, ed- Dürrü’l-muhtâr, Beyrut 2002, s. 80), tercih edilen görüşe göre bu iki şarttan birisinin ihlal edilmesi, iktidanın sıhhatine engel teşkil etmektedir (İbn Abidin, Reddü’l-muhtâr, II, 333). Bu bağlamda imam ve cemaat arasında bir arabanın geçebileceği genişlikte, işleyen bir anayol veya bir kayığın işleyebileceği genişlikte su kanalının bulunması iktidaya engel sayılmıştır. Öte yandan camiler iktida açısından tek mekân hükmünde kabul edildiğinden saflar arasında açıklık bulunması bir engel olarak görülmemiş, mescidin en sonunda duran bir muktedinin mihraptaki imama uyması caiz görülmüştür. Bu hükmün istisnası olarak dört bin sütun üzerine inşa edilmiş olan Harzem Ulu Câmii ve Sahra, Beydâ ve Aksâ Mescidlerinden müteşekkil Kudüs-i Şerîf Câmii gösterilmiştir. Ancak bu iki câmiin istisna edilmesi buralarda mekân birliğinin ihlal edilmesine değil, imamın intikallerinin takip edilememesine bağlanmıştır (Tahtâvî, Haşiye alâ Merâkı’l-felâh, Beyrut 1997, s. 293). Camilerin avlusu ve avluda yer alan üniteler de mekân birliğine dâhildir. Bu açıdan örnek olarak Şam’da Emevi Camii’nin avlusunda yer alan Kamiliyye Medresesi’nden mihraptaki imama iktidanın caiz olduğu ifade edilmiştir. Caminin yanı sıra müstakil binalar (beyt) ve duvarla çevrilmiş bir bahçe içerisinde birden fazla binanın yer aldığı üniteler (dâr) de iktida açısından tek mekân kabul edilmiştir. Bazı Hanefi fıkıhçılar dârın büyük ve küçük olmasına göre bir ayırıma giderek küçük dârların mescitler gibi tek mekân hükmünde olduğunu, büyük dârların ise açık arazi gibi değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir (İbn Abidin, Reddü’l-muhtâr, II, 332). Malikî mezhebine göre ise cemaat imamın intikallerini takip edebildiği müddetçe, imam ve cemaatin arasına yol veya su kanalı girmesi yahut cemaatin bir dârda, imamın mescitte ya da başka bir dârda olması iktidaya engel teşkil etmemektedir (Sahnûn, el-Müdevvenetü’l-Kübrâ, Beyrut ts., I, 82-83; Dusûkî, Hâşiye ale’ş-Şerhi’l-Kebîr, Kahire ts., I, 336-338; M. Alîş, Minahu’lcelîl, Beyrut 1984, I, 374-376). Bu bilgiler muvacehesinde aynı bahçe içerisinde yan yana yer alan iki apartman bloğunun iktida açısından tek mekân olarak değerlendirilmesi mümkündür. Dolayısıyla imamın intikallerini takip etme imkânı olduğu takdirde -ihtiyaç bulunan hallerde bu bloklardan birinde yer alan cemaatin, diğer blokta yer alan imama iktida ederek namazlarını kılmaları caizdir.


YORUM EKLE

We'll never share your email with anyone else.