İTÜ'lü Genç Halit Ayar'ın katil zanlısı Kırıkkale F Tipi Cezaevine gönderildi

İTÜ'lü Genç Halit Ayar'ın katil zanlısı Kırıkkale F Tipi Cezaevine gönderildi

İstiklal Caddesi'nde para istedikleri gençlerden birini yaralayıp, İTÜ mevzunu 23 yaşındaki Halit Ayar'ı bıçaklayarak öldürdükleri iddiasıyla gözaltına alınan 2 zanlı, “Yağmaya teşebbüs” ve “Kasten öldürme” suçlarından tutuklandı. Zanlılardan Emra Yaşar ise, Kırıkkale F Tipi Cezaevine gönderildi.

GİRİŞ | 9 Eylül 2019

Habertürk’ten Serdar Kulaksız’ın haberine göre, emniyet işlemlerin ardından savcılığa sevk edilen 2 şüpheli, savcılık tarafından tutuklanma talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlik Emra Yaşar ve Erhan Kurdal’ın tutuklanmasına karar verdi. Bu arada cinayetle ilgili güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Gencin bıçaklandığı o anlara ait görüntüler tam anlamıyla kan dondurdu!

"PİŞMANIM"

Erhan Kurdal, “Arkadaşımla gündüz buluşup dışarı çıkmıştık. Böyle bir olay gerçekleşti. Pişmanım. Ben de silah yoktu. Arkadaşımda bıçak vardı. O kişinin bıçaklandığını görmedim. Daha sonra memur arkadaşlardan öğrendim bıçaklandığını. Alkollüydük. Mevzu neden çıktı onu dahi bilmiyorum. Keşke böyle bir olay yaşanmasaydı. Arkadaşım kaçınca karşı taraf kalabalık olduğu için tek kalmamak için bende kaçtım” dedi.

"ÇOK ÜZGÜNÜM"

Emra Yaşar ise, “Şu an Kırıkkale cezaevinde mahkumum. Olay zamanında parkta uyuşturucu içiyorduk. Erhan çocukluk arkadaşımdır. Onunla beraber takılıyordum. Evde bana hançer, bıçak gösterdi. Onları evime götürüp, asacaktım. Taksime çıkıp alkol aldık. Erhan ile onların tartıştığını gördüm. Ayırmak için yanlarına gittim. Onlar yanlış anlayıp, bana vurmaya başladılar. Aklıma hançer geldi. Onları korkutmak için çıkarıp salladım. İçkiliydim. Kamera kayıtları var. Ayırmaya giderken bana vurdular. Çok üzgünüm. Ben bugüne kadar kimseyi öldürmedim. Serbest kalmak istiyorum” diye konuştu.

TUTUKLANDILAR

İstanbul nöbetçi 1’inci Sulh Ceza Hakimliği, Emra Yaşar ve Erhan Kurdal’ı, “Kasten öldürme” ve “Birden fazla kişi tarafından gece vakti silahlı yağma” suçlarından tutukladı.

BEYANLAR SUÇTAN KURTARMAYA YÖNELİK

Yaşar ve Kurdal’ın tutuklanmasına ilişkin kararda, şüphelilerin her ikisinin de ikrara yönelik beyanları, Emrah Yaşar’ın ise olayda kullanılan bıçağın olay anında kendisinde olduğu ve bu bıçağı kullandığını ikrar ettiği belirtildi. Erhan Kurdal’ın “Kasten öldürme” suçunu işlemediğini ve diğer şüphelinin bu suçu işlediğine dair beyanlarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu ifade edildi.

AVUKATLIĞINI YAPMAYI REDDETTİ

Emra Yaşar için İstanbul Barosu tarafından atanan bir avukatın ise “Ben bunun avukatlığını yapmam” diyerek şüphelinin avukatlığını yapmayı reddettiği bunun üzerine baro tarafından Yaşar için başka bir avukat görevlendirildiği öğrenildi

GÖRÜNTÜLER KAN DONDURDU

Ayar'ın öldürüldüğü olaya ait güvenlik kamerası görüntüleri de ortaya çıktı. Görüntülerde gencin şüphelilerle konuştuğu, bıçak çeken kişiyi görünce kaçmaya başladığı anlar yer aldı. Suç makinesi zanlıların peşini bırakmadığı genç kaçarken metro girişinde yere düşüyor. 

KAÇIŞ GÜZERGAHI GÜVENLİK KAMERALARINA YANSIDI

Olayla ilgili Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri çocukluk arkadaşı olan şüphelileri yakalamak için 5 ayrı ekip oluşturdu. Polis ekipleri olay günü yaşanan ve şüphelilerin kaçış güzergahlarının da olduğu 9 saatlik güvenlik kamera görüntüsü elde ederek çalışmalarını derinleştirerek şüphelilerin adreslerini belirledi. Şüphelilerin cinayet sonrasında yaya olarak Şişhane ve Kasımpaşa istikametine kaçtıkları daha sonra ise ayrı taksilere binerek Fatih Kocamustafapaşa Mahallesinde bulunan evlerine gittikleri belirlendi.

AİLESİNİN EVİNDE KANLI ELBİSELERİNİ DEĞİŞTİRMİŞ

Cinayet Büro Amirliği ekipleri şüphelilerden Emra Yaşar'ın Fatih'teki ailesinin evinde kanlı elbiselerini değiştirip ablasının Zeytinburnu'nda bulunan evine gittiğini tespit etti. Ekipler Yaşar'ı ablasının evinde, Erhan Kurdal'ı ise Kocamustafapaşa'da bulunan ailesinin evinde yakalayarak gözaltına aldı. Şüpheliler sorgulanmak üzere Gayrettepe'de bulunan Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirildi.

ŞÜPHELİLERİN SABIKASI KABARIK

Halit Ayar'ın hayatını kaybetmesiyle ilgili olarak düzenlenen operasyonda gözaltına alınan şüpheli kişilerin sabıkalarının oldukça bozuk olduğu ortaya çıktı. Emniyet'ten edinilen bilgilere göre gözaltına alınan ve Halit Ayar'ı bıçakladığı iddiasıyla gözaltına alınan şüphelilerden Emra Yaşar'ın iki kez yağma ve gasp, 6 kez kasten yaralama, 4 kez uyuşturucu madde kullanımından gözaltına alınma, 4 kez hırsızlık ve 1 kez güveni kötüye kullanmadan suç işlediği belirtildi.

UYUŞTURUCUDAN YARALAMAYA

Diğer şüpheli Erhan Kurdal'ın ise sabıkasında benzer suç kayıtlarına rastlandı. Kurdal'ın şimdiye kadar 3 kez kasten ada yaralama, 6 kez uyuşturucu madde kullanma ve 1 adet görevi yaptırmamak için direnmeyle ilgili işlem gördüğü kaydedildi.

PARA İSTEMEDİK, ARAMIZDA SÖZLÜ MÜNAKAŞA OLDU

Emniyette ifadesine başvurulan zanlıların 'Böyle bir olay oldu. Biz para istemedik. Oradan geçiyorduk, aramızda sözlü münakaşa oldu. Biz yapmadık' diye ifade verdikleri öğrenildi.

CEZAEVİNDEKİ İYİ HALİ İÇİN İZNE GELDİ, CİNAYET İŞLEDİ

Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'nde detaylı sorgulamaları yapılan şüpheli Emra Yaşar'ın 'Hırsızlık', 'Yaralama', 'Uyuşturucu' ve 'Tehdit ve Gasp' suçlarından 15 farklı kaydının olduğu 2014 yılında 'Tehdit ve gasp' suçundan tutuklanarak cezaevine girdiği 2016 yılında ise Kırklareli Açık Cezaevine yollandığı ortaya çıktı. Cezaevindeki iyi hali sebebiyle şüphelinin 2 Eylül'de ailesinin yanına izne çıktığı öğrenildi. 9 Eylül'de de cezaevine teslim olması gerekiyordu.

9 AY ÖNCE TAHLİYE OLMUŞ

Erhan Kurdal'ın ise yapılan detaylı sorgulamasında, 'Yaralama', 'Uyuşturucu', 'Gasp' ve 'Polise mukavemet' suçlarından toplam 10 kaydının olduğu ortaya çıktı. Yapılan incelemede Kurdal'ın 2019 yılı başında 'Gasp' suçundan cezasını tamamlayarak tahliye olduğu ortaya çıktı.

"İDAM BUNLARA ÖDÜL! ÖLMESİN, SÜRÜNSÜNLER"

Beyoğlu İstiklal Caddesi'nde öldürülen 23 yaşındaki İTÜ mezunu elektrik mühendisi Halit Ayar'ın ailesi konuştu.

Acılı anne Hanife Ayar, " Bu caniler bulundular. Ama cezasını nasıl verecekler bilmiyorum. Müebbet mi yiyecek idam mı edilecek. İdam da bunlar için ödül. Bilmiyorum belki her gün bıçaklansın bu insanlar o acıyı onlar da yaşasınlar . Ölmesin sürünsünler. İşkence etmek belki günah ama onlar bizim canımıza kıyıyorlar" diye konuştu.

"UÇARI KAÇARI ÇOCUKLAR DEĞİL"

Olay gününü anlatan anne Ayar, "O akşam aradı beni saat 11.30'da. "Ben Tolgalar'da kalacağım" dedi. İzin verdim. Uçarı kaçarı çocuklar değil. Alkol alıyorlar mı almıyorlar mı bilmiyorum. Hiç bu alışkanlıklarını görmedim. İçtiği bir meyve suyudur ya da koladır. İçtiyse de içmiştir. Bir sataştıklarını, sarhoş hallerini görmedim. Sabah hastane polisi 06.00'da aradır. Babasının telefonunu aramışlar. Kızım açtı. 'Baba bir şey olmuş' dedi. Eşime eski polis memuru. 'Bir şey mi var söyleyin' dedi. Polisler 'bıçaklı yaralama var hastaneye gelmeniz gerekiyor, durumu kritik demişler'. Kalktık gittik dualarla" dedi.

"ÜLKENİN SESİ OLMAK İÇİN BİR ŞEYLER YAPMAK İSTİYORUZ"

Kardeşi Melike Ayar da " Ülkenin sesi olmak için bir şeyler yapmak istiyoruz. Abimin sesini duyurmak istiyorum. O sokaklar yankılansın istiyorum. Bir daha olmasın istiyorum. Ben şu an üniversite öğrencilerinin arkamda olduğunu biliyorum. Destek versinler. Önce onun adını yaşatmak istiyorum. Biz canımızın korunmasını istiyoruz. Biz neden sokağa on defa düşünerek çıkıyoruz" ifadelerinde bulundu.

Halit Ayar'ın teyzesi Ayten Yüksel ise katilin hafta sonucu cezaevinden izinli çıkmasına tepkisini dile getirerek, "Melek oldu. Kendimizi öyle teselli ediyoruz. Keşke o adamı bizim elimize verseler" dedi.

"DEVLETİMİZİN BUNLARIN ÜSTESİNDEN GELECEĞİNE İNANIYORUZ"

Baba Mehmet Ayar da " Bizim canımız yandı. Başkalarının canı yanmasın. Daha güzel kanun çıkarsınlar. Devletimizin bunların üstesinden geleceğine inanıyoruz. Allah devletimize zeval vermesin. Güzel kanunlar çıkarsınlar ki herkes huzur içinde yaşasın. Biz yandık başkaları yanmasın. Emirgan karakolunda 7.5 yıl çalıştım. Bu olaylara aşinayız. Biliyoruz. Metanetimi korumaya çalışıyorum. Soğukkanlılığımı bozmadım. Bozmak da istemiyorum. Yapacak bir şeyimiz de yok. Kolay değil çok zor. Bir yerde bir eksiklik var ama nerede var bilmiyorum. Halit ilk erkek evladımız. Babamın ismini koydum. Maalesef ömrü kısaymış. Halit çok başarılı bir çocuktu. Madalyaları var. Hocalarında aldığı ödülleri var. En son üniversitesinde yüksek onur listesine alındı. Bunu dahi söylemedi bize. Çok mütevazıydı. Allah bizden çok sevdi diyoruz. Başka bir şey diyemiyoruz maalesef" diye konuştu.

CİNAYETE GİDEN YOLDA İHMAL Mİ VAR?

Şüphelilerden birinin cezaevinden bir hafta izinli çıktığı ortaya çıkı. Zanlıların kabarık suç sicilleriyle serbestçe dolaşması da tepkilere yol açtı. Şimdi cinayete giden yolda ihmallerin olup olmadığı tartışılıyor. Hukukçular Prof. Dr. Ersan Şen ve Prof. Mehmet Ruşen Gültekin Habertürk TV ekranlarında konuyla ilgili görüşlerini açıkladı

“KANUNLAR DEĞİL, UYGULAMA SORUNLU”

Ceza Hukukçusu Doç. Dr. Yılmaz Yazıcıoğlu konuya ilişkin olarak Habertürk’e şunları söyledi:

“Türkiye’nin ciddi sorunu altyapı sorunudur. Aslında Türkiye’de kanunlar bakımından hiçbir eksiğimiz yok. Sadece altyapı sorunumuz var. Yani altyapı sorunumuz ceza hukukunda veya ceza adaletinde nedir derseniz infaz kurumları, rehabilitasyon kurumları; bu nevi tehlikeli kişileri eğitecek tekrar topluma kazandıracak kurumlar, bunların denetim kurumları gibi ciddi altyapı sorunumuz var. Yoksa Türkiye’nin kanunlar bakımından hiçbir eksiği yok. Hatta birçok yere oranla da kanunlarımızın daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Fakat bizim Türkiye’de en büyük sorunumuz maalesef uygulama sorunudur. ‘İyi Kanun-Kötü Kanun’ hiçbir zaman yoktur. Bildiğiniz üzere Anglo-Sakson hukukunda anayasa bile yok ama hiçbir zaman anayasal sorunlar ortaya çıkmıyor. Türkiyemizdeki en büyük ciddi “iyi uygulama-kötü uygulama” sorunu. Suç işleme potansiyeli olan kişilere karşı özel tedbirler almak ile ilgili bütün ceza adalet sistemi içinde çeşitli hükümler var. Hâkimlere verilmiş neredeyse ‘sınırsız’ diyebileceğimiz takdir hakları var. Sınırsız yetkiler var. Ama görüyoruz ki birçok suçtan sabıkası olan bir kişi hatta ceza evinde bir tanesi eğer yanılmıyorsam bugün haberlerde dinledim, izinli çıktığı gün bir suç işleyebiliyor. Çünkü biz takip etmiyoruz, denetlemiyoruz. Ben kişisel olarak söyleyeyim, mesela Türkiye’de tuvaletler açılır, bakımları yapılır ama bir ay sonra gelin görün ki ne vaziyettedir. Ne bakımlarını ne uygulamasını doğru dürüst yapabiliriz. Türkiye’nin en ciddi problemi budur.”

“KRİMİNOLOJİK DEĞERLENDİRİLMESİ LAZIM”

Yaşar üniversitesi Ceza Hukuku öğretim üyesi Prof. Dr. Timur Demirbaş ise görüşlerini bildirdi:

“Tabi olayın kriminolojik boyutu var, yani suçun nedenleri arasında bireysel silahlarla bu tip insanların serseri mayın gibi bırakılması, polisin görevini yapmaması yani Beyoğlu gibi tünel gibi bir yerde bu tip para isteyen insanlar her zaman oluyor. Yıllar önce SAT Komandosu bir binbaşı Taksim tarafında yine aynı şekilde öldürülmüştü. Burada emniyetin sorumluluğu var. Elbette ne zaman geleceği belli değil ama polisin caydırıcı olarak bu tip bireysel silahlanmanın önüne geçmesi lazım. Diğer boyutu da ceza evinden izin hakkından yararlandı çıktı ve olayın ekonomik boyutu da var. Parasız insan her şeyi yapabilir. İşsizliğin yaygınlaşması sebebiyle, özellikle Suriyelilerin büyük kentlere yerleşmesi, eskiden trafik ışıklarında cam silenler bizim kendi çocuklarımızdı, şimdi Suriyelileri görüyoruz. Bunlar büyüyecekler, para elde edemeyince her türlü şey gerçekleşebilir. Özetle olayın kriminolojik açıdan değerlendirilmesi gerek. Suçu yaratan faktörler neler? Bireysel silahlanma, ekonomik nedenler, insanların büyük kentlere kontrolsüz göç etmesi ve bunun yarattığı sorunlar. Çok dramatik bir olay gerçekten. Çocuk parlak bir genç, yüzmede birinciliği var, İTÜ Elektrik Elektronik bölümünü bitirmiş. Almanya’da yüksek lisansa başlayacakmış. Yani bunun sorumlusu kim? Elbette ilk akla gelen İçişleri Bakanlığı ve onun illerdeki yansıması; valilik ve emniyet müdürlüğü(asayiş şube). Bunların kontrollerini yapması lazım.”

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yap