Keskin’i sırtında taşıyacaksın arkadaş!

Keskin’i sırtında taşıyacaksın arkadaş!

Ey yönetici arkadaş, öyle yağma yok!

Eğer Keskin’de görev yapıyorsan, Keskin’de yöneticiysen Keskin’i sırtında taşıyacaksın!

 

Keskin’e ilk geldiğinde girişten sola dönüp varacaksın Sulu Mağara’ya. Herkes yaşar denizin, ormanın olduğu yerde; aşağıya inmeden şöyle batıya dönüp uçsuz bucaksız boz toprağın kokusunu derinden içine çekeceksin. Kim bilir hangi medeniyetlere ev sahipliği yapmış kara benizli has Anadolu yiğitlerinin gelip geçtiği bu toprakların üzerinde neler neler yaşandı da bugünlere gelindi, şöyle bir düşüneceksin.

 

Sonra ineceksin mağaradan aşağıya… Dünyanın en ilginç oluşumlarından, doğal bir çöküntü mü, insan eliyle yapılmış bir yeraltı şehri mi, hâlâ tartışılan Sulu Mağara’nın basık rutubetini teneffüs edeceksin.

 

Mağaradan çıkıp Keskin’in merkezine yöneldiğinde bir de doğuya dönüp “Ay dooossstttt” diyerek bir nara atıp selam duracaksın:

 

“Dinek Dağı yeni geldim gurbetten

Başım hali değil beladan dertten

Adama kemlik mi gelir mert oğlu mertten

Kötülerin gölgesi olmaz, dalı olmaz…” diyerek bir nefes de oradan çekeceksin içine…

***

Keskin’e inerken sağına soluna iyi bakacaksın.

Yüzlerce, belki de binlerce yıldır birçok medeniyetin ekmek yiyip su içtiği bu topraklardaki yüzlerce vasıflı konağı yeniden ortaya çıkarıp, sırtına sarıp, gerekirse her gün Bakanlıkların yolunu tutacaksın. “Bu özel memleketin Beypazarı’ndan, Safranbolu’dan ya da kendine özgü konaklarıyla turizm cenneti haline gelmiş birçok küçük kasabadan ne farkı var?” diye soracaksın yetkililere…

***

Özellikle de Rahmi Pehlivanlı’nın yaşadığı eve gideceksin.

Umursamaz yöneticilerin bir türlü sahip çıkmadığı, dünyanın tanıdığı Kralların Ressamını, hiç eğitim almadan dünyanın en önemli ressamları arasında sayılan bu önemli değeri sırtına alıp dünyada gezemediği yerler varsa oralara götürüp, portresini çizmediği Devlet Başkanı kalmışsa yarım kalan içini tamamlamasını sağlayacaksın…

***

Bir zamanların Kibrithanesindeki kibrit kokularını ciğerlerine doldurup bugünkü halinde eğitim alacaksın, Halk Eğitim Merkezinde…

***

Bir zamanların Taş Mektep’i, Hacı Taşan Kültür Merkezini sırtına değil, yüreğine saracaksın.

“Abdal Hacı’nın yanık sesinden bi’ bozlak çal hele yeğenim” deyip Hacı Taşan’ın yeğenlerinden, torunlarından ciğer yanığı türkülere gözyaşı döküp arada da kalkıp halay çekeceksin,

“Bugün ayın ışığı

Elinde bal kaşığı

Yine nerden geliyo’n

Mah’lenin yakışığı” diyerek…

***

Bugün bir kenara atılan Fişekhaneyi sırtına sarıp tüm dünyaya tanıtacaksın.

Anlatacaksın cümle âleme, tüm imkânsızlıklar içerisinde, kadın kız demeden buralarda memleketin İstiklal Mücadelesine nasıl mermi, fişek üretildiğini…

***

Sonra birden aklına “Keskin-1 Uçağı” gelecek aklına, onu da sırtına sarıp uçuracaksın yeniden.

Keskinlinin varını yoğunu bağışlayıp Türk Ordusuna hediye ettiği uçağı hatırlayacaksın. Belki ikincisini de hediye edebiliriz diyerek adını “Keskin-1” koydukları uçağı alabilmek için, “Benim verecek ne malım ne mülküm var. Amma, o tayyareyi uçuracak kınalı kuzularımın ayakları üşümesin” diyerek evindeki iki çift örme çorabı getirip komutana veren o yiğit ebeyi sırtına alıp cennetin en üst makamına götürüp bırakıp geleceksin…

***

“Kurtuluş Savaşına bir ordu kadar hizmet etmiş” Papa Eftim’in, “Biz Türk dostu değil, bizzat Türkoğlu Türk’üz” diyerek Yunanlara bırakmadığı Türk Ortodoks Kilisesi, Karıştıran Kilisesinin yıkıntılarını sırtına sarıp Türk’ün bağımsızlık mücadelesini hatırlayacaksın…

***

Tarihi Türk Ocağı binasına, yanı başındaki tarihi çarşıya hayranlıkla bakıp kim bilir hangi yılda yapılmış bu güzel mekânları alacaksın sırtına ve taşıyacaksın hak ettiği yerlere…

 

Geçmişe gidip “Yirik Yaşar”ın lokantasında yemek yemeden Keskin’i gördüm demeyeceksin… Keskin Pidesiyle kahvaltı yapmadıysan karnım doydu demeyeceksin… Davul zurna sesinin göğe yükseldiği düğünlerde halay çekmediysen hayatımda bir kez olsun eğlendim demeyeceksin…

***

Tarihin, kültürün, sanatın

Ve hepsinden de öte sahipsizliğin, umursamazlığın, nemelazımcı mantığın her geçen gün toprağın altına gömdüğü Keskin’i sırtına alacaksın arkadaş! “Ben geçiciyim” demeyip Keskin’in Keskinlinin yüreğinde yer edeceksin, adını kazıyacaksın bu topraklara…

Ya da…

Ya da bu topraklardan hiç geçmeyeceksin!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri