Haber
19 Ekim 2016

Musul

2015 yılı yaz aylarında gerçekleşmesi planlanan fakat Ramadi’nin kaybedilmesi ve Irak Ordusunun başarısızlıkları sonucu ertelenmek zorunda kalınan “MUSUL OPERASYONU” Irak Başbakanı tarafından yapılan resmi açıklama ile 17 Ekim 2016 gecesi saat 01.40 sıralarında başladı…

 

Son günlerde iyice alevlenen tartışmalara, Irak hükümeti ve Türkiye arasında sansasyonel polemiklere sebep olan Musul’u konuşacağız.   Musul’u konuşurken de tarihsel süreçten özellikle bahsedeceğiz ki Sayın Cumhurbaşkanı’nın son günlerde ki çıkışları daha iyi anlaşılabilsin…

 

Petrolün Hoş Kokusu

Musul Sorununun başlangıcı olarak 1901 tarihini yani Ortadoğu’da ilk petrolün bulunmasını verebiliriz. Bu petrol İran’da bulunmasına rağmen o dönemin egemen gücü İngiltere Ortadoğu’da ki petrolün kokusunu almış ve 20.yy başlarından itibaren Irak petrollerine yönelmiştir.

 

İngiltere, Almanya ve Fransa’nın mücadele içine girdiği bu bölgeler 1916 Sykes-Picot Antlaşması ile Fransa’ya bırakılmıştı. Fakat ne hikmetse Nisan 1920 San Remo Konferansında Fransa kendisini “Orta Doğu’daki menfaatlerini desteklemesi” sebebiyle, Musul bölgesini İngiltere’ye bıraktı.

 

İngiltere’de hiç vakit kaybetmeden, bölgede ki Hıristiyan nüfusun güvenliği(!) ve İngiliz esirlere yapıldığı varsayılan işkenceler gibi sebepler öne sürerek Mondros Mütarekesinin 7. Maddesi gereği bölgeyi işgal etti.

 

Misak-ı Milli

Yukarıda da belirttiğim İngiliz’in petrol sevdası ve emperyalizmi sebebiyle işgale uğramış bu ve bunun dışında ki daha başka stratejik öneme sahip topraklarımızın bütünlüğü ve uygulanacak dış politika esasları için 28 Ocak 1920 tarihinde son OSMANLI Meclisi olan Meclis-i Mebusan tarafından 6 maddelik bir siyasi manifesto kabul edildi.

 

Bu siyasi manifesto, Modern Türk Devletinin kuruluşunu da belgeleyen MİSAK-I MİLLİ’dir. Misak-ı Milli’nin şuan bizi ilgilendiren 1. Maddesini sadeleştirerek sizlerle paylaşmak istiyorum. “Madde 1. Mondros Ateşkesi imzalandığı sırada işgal edilmemiş bölgeler kesin Türk yurdudur, parçalanamaz.”

 

Ağlayan Bebeğe Emzik Misali

Osmanlı Mebusan Meclisi’nin kabul ettiği 6 maddelik bu manifestoya rağmen İngiliz Emperyalizmi bölgeden çıkmamış, Meşhur ZAFER(!) LOZAN’da bizi oyalamış, askeri seçenekleri düşünmeye başladığımız anda ise “doğal olmayan fakat İngiliz olan sebepler” den dolayı Doğu Anadolu’da ilk önce Nasturi Ayaklanması daha sonra da Şeyh Said İsyanı çıktığı için düşünülen askeri seçenekler gerçekleştirilememiş, ordu çıkan isyanları güçlükle bastırabilmişti.

 

Daha sonra ise Irak-Türkiye arasındaki sınırların kesin olarak çizilmesi için 1926 Ankara Anlaşması Türkiye ve İngiltere arasında imzalanmıştır. Günümüzde ki “saçma sınırları” belirleyen anlaşma işte bu anlaşmadır. Bu anlaşmaya göre Musul bölgesinden çıkarılacak petrolden sağlanan gelirin %10 u 25 sene süreyle ağlayan bir bebeğe emzik verilmişçesine Türkiye’ye bağlanmış fakat buda düzenli bir şekilde ödenmemiştir.

 

Son tahlilde bir beşer olarak şunları söylemek isterim…

Misak-ı Milli’nin 1. Maddesinde Türk Yurdu olarak belirtilen ve parçalanamaz denilen bu bölge şuan en büyük tartışmaların yaşandığı, uğruna ülkeler arasında polemikler ve hatta çatışmalar oluşmasına sebep olacak Musul bölgesidir. Başkalarının zenginlik için işgal ettiği fakat bizim için namus olan bu topraklar şimdilerde bazı kalabalıkların anlamamasına rağmen ileride minnettar kalacağımız önemli şahsiyetler tarafından 95 yıl sonra tekrar farkına varıldı.

 

Anlamayan kalabalıkların içinde olmamak ve bu farkındalığı son noktaya kadar sürdürmek dileğiyle…


Bir Yorum Yap

Haber
Bu Web Sitesi Yahşi Medya Tarafından Tasarlanmıştır.
(tgulyazi@gazetekale.com)
Musul
19 Ekim 2016, Çarşamba

2015 yılı yaz aylarında gerçekleşmesi planlanan fakat Ramadi’nin kaybedilmesi ve Irak Ordusunun başarısızlıkları sonucu ertelenmek zorunda kalınan “MUSUL OPERASYONU” Irak Başbakanı tarafından yapılan resmi açıklama ile 17 Ekim 2016 gecesi saat 01.40 sıralarında başladı…

 

Son günlerde iyice alevlenen tartışmalara, Irak hükümeti ve Türkiye arasında sansasyonel polemiklere sebep olan Musul’u konuşacağız.   Musul’u konuşurken de tarihsel süreçten özellikle bahsedeceğiz ki Sayın Cumhurbaşkanı’nın son günlerde ki çıkışları daha iyi anlaşılabilsin…

 

Petrolün Hoş Kokusu

Musul Sorununun başlangıcı olarak 1901 tarihini yani Ortadoğu’da ilk petrolün bulunmasını verebiliriz. Bu petrol İran’da bulunmasına rağmen o dönemin egemen gücü İngiltere Ortadoğu’da ki petrolün kokusunu almış ve 20.yy başlarından itibaren Irak petrollerine yönelmiştir.

 

İngiltere, Almanya ve Fransa’nın mücadele içine girdiği bu bölgeler 1916 Sykes-Picot Antlaşması ile Fransa’ya bırakılmıştı. Fakat ne hikmetse Nisan 1920 San Remo Konferansında Fransa kendisini “Orta Doğu’daki menfaatlerini desteklemesi” sebebiyle, Musul bölgesini İngiltere’ye bıraktı.

 

İngiltere’de hiç vakit kaybetmeden, bölgede ki Hıristiyan nüfusun güvenliği(!) ve İngiliz esirlere yapıldığı varsayılan işkenceler gibi sebepler öne sürerek Mondros Mütarekesinin 7. Maddesi gereği bölgeyi işgal etti.

 

Misak-ı Milli

Yukarıda da belirttiğim İngiliz’in petrol sevdası ve emperyalizmi sebebiyle işgale uğramış bu ve bunun dışında ki daha başka stratejik öneme sahip topraklarımızın bütünlüğü ve uygulanacak dış politika esasları için 28 Ocak 1920 tarihinde son OSMANLI Meclisi olan Meclis-i Mebusan tarafından 6 maddelik bir siyasi manifesto kabul edildi.

 

Bu siyasi manifesto, Modern Türk Devletinin kuruluşunu da belgeleyen MİSAK-I MİLLİ’dir. Misak-ı Milli’nin şuan bizi ilgilendiren 1. Maddesini sadeleştirerek sizlerle paylaşmak istiyorum. “Madde 1. Mondros Ateşkesi imzalandığı sırada işgal edilmemiş bölgeler kesin Türk yurdudur, parçalanamaz.”

 

Ağlayan Bebeğe Emzik Misali

Osmanlı Mebusan Meclisi’nin kabul ettiği 6 maddelik bu manifestoya rağmen İngiliz Emperyalizmi bölgeden çıkmamış, Meşhur ZAFER(!) LOZAN’da bizi oyalamış, askeri seçenekleri düşünmeye başladığımız anda ise “doğal olmayan fakat İngiliz olan sebepler” den dolayı Doğu Anadolu’da ilk önce Nasturi Ayaklanması daha sonra da Şeyh Said İsyanı çıktığı için düşünülen askeri seçenekler gerçekleştirilememiş, ordu çıkan isyanları güçlükle bastırabilmişti.

 

Daha sonra ise Irak-Türkiye arasındaki sınırların kesin olarak çizilmesi için 1926 Ankara Anlaşması Türkiye ve İngiltere arasında imzalanmıştır. Günümüzde ki “saçma sınırları” belirleyen anlaşma işte bu anlaşmadır. Bu anlaşmaya göre Musul bölgesinden çıkarılacak petrolden sağlanan gelirin %10 u 25 sene süreyle ağlayan bir bebeğe emzik verilmişçesine Türkiye’ye bağlanmış fakat buda düzenli bir şekilde ödenmemiştir.

 

Son tahlilde bir beşer olarak şunları söylemek isterim…

Misak-ı Milli’nin 1. Maddesinde Türk Yurdu olarak belirtilen ve parçalanamaz denilen bu bölge şuan en büyük tartışmaların yaşandığı, uğruna ülkeler arasında polemikler ve hatta çatışmalar oluşmasına sebep olacak Musul bölgesidir. Başkalarının zenginlik için işgal ettiği fakat bizim için namus olan bu topraklar şimdilerde bazı kalabalıkların anlamamasına rağmen ileride minnettar kalacağımız önemli şahsiyetler tarafından 95 yıl sonra tekrar farkına varıldı.

 

Anlamayan kalabalıkların içinde olmamak ve bu farkındalığı son noktaya kadar sürdürmek dileğiyle…

Yorumlar



Gazete Kale'yi Facebook'ta Beğen

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

Yukarı Çık