Haber
27 Ekim 2016

Kırıkkale ve bazı şeyler

Gazetekale’de yazmaya başladık ama tanıyan var tanımayan var.

Lüzumu üzerine açıklama yazısı yazayım dedim.

Öncelikle belirteyim ben, gazeteci yazar filan değilim.

Dil Tarih Coğrafya Fakültesi mezunuyum. Okuduğumdan alakasız bir işle meşgulüm. Akademik unvanım Filolog. Dünyadaki hiç bir unvanın, hiç bir işe yaramadığı düşünüyorum. Bedenim Ankara’da gönlüm Kırıkkale’de yaşıyor.

 

İnsanlar düşüncelerini bir şekilde ifade eder.

Kimi türkü söyler, kimi küfreder, kimi içine atar bende genelde yazıyorum.

Akşamları Kırık köyünün çok güzel estiğini biliyorum.

Keskinli-Obalı çekişmesinin farkındayım.

Milliyetçiliğim vatan sevmektir. Kafatasçılık değildir. İbrahim’in milletinden olan herkes kardeşimdir.

Müslümanım, muhafazakâr değilim. Çünkü muhafazakârların neyi muhafaza ettiklerini anlayamıyorum. Muhafazakârlık konusunu ayrıca ele alacağım.

 

Siyaseti takip ediyorum. Sağcı ya da solcu değilim. Sağcı, solcu, Türkçü, Kürtçü diye dörde zorlamayı kabul etmiyorum.

Hakaret ve küfür etmeyen sağcı ve solcuları seviyorum, memleketin renkleri olduklarını düşünüyorum

Ankara pavyon havalarının Neşet Ertaş’a ihanet olduğunu düşünüyorum.

Kırıkkale’deki çay ocaklarını, en lüks restoran ve kafelere tercih ediyorum.

Futbol deyince Fikret Karabudak’ı hatırlıyorum. 3 büyükleri reddediyorum.

Zafer caddesinde bir tur atmanın psikolojik faydalarının olduğuna inanıyorum.

 

Faizci sömürü sistemine karşıyım ve bankaları, insanların düşmanı olarak görüyorum.

 

Kırıkkale’nin sokağı, caddesi, parkı, bahçesi kısacası çehresiyle bir çok ilden geri kaldığını üzülerek söylüyorum.

Bunda en büyük suçu kendimizde buluyorum.

Açıkçası son dönemde bir atılım olduğunu görüyorum fakat betonu, gelişmişliğin göstergesi olarak görmüyorum.

Çekirdek yemeyi bende çok seviyorum ama kabuğunu sokağa atanları Allah’a havale ediyorum.

 


Bir Yorum Yap

Haber
Bu Web Sitesi Yahşi Medya Tarafından Tasarlanmıştır.
(ekandemir@gazetekale.com)
Kırıkkale ve bazı şeyler
27 Ekim 2016, Perşembe

Gazetekale’de yazmaya başladık ama tanıyan var tanımayan var.

Lüzumu üzerine açıklama yazısı yazayım dedim.

Öncelikle belirteyim ben, gazeteci yazar filan değilim.

Dil Tarih Coğrafya Fakültesi mezunuyum. Okuduğumdan alakasız bir işle meşgulüm. Akademik unvanım Filolog. Dünyadaki hiç bir unvanın, hiç bir işe yaramadığı düşünüyorum. Bedenim Ankara’da gönlüm Kırıkkale’de yaşıyor.

 

İnsanlar düşüncelerini bir şekilde ifade eder.

Kimi türkü söyler, kimi küfreder, kimi içine atar bende genelde yazıyorum.

Akşamları Kırık köyünün çok güzel estiğini biliyorum.

Keskinli-Obalı çekişmesinin farkındayım.

Milliyetçiliğim vatan sevmektir. Kafatasçılık değildir. İbrahim’in milletinden olan herkes kardeşimdir.

Müslümanım, muhafazakâr değilim. Çünkü muhafazakârların neyi muhafaza ettiklerini anlayamıyorum. Muhafazakârlık konusunu ayrıca ele alacağım.

 

Siyaseti takip ediyorum. Sağcı ya da solcu değilim. Sağcı, solcu, Türkçü, Kürtçü diye dörde zorlamayı kabul etmiyorum.

Hakaret ve küfür etmeyen sağcı ve solcuları seviyorum, memleketin renkleri olduklarını düşünüyorum

Ankara pavyon havalarının Neşet Ertaş’a ihanet olduğunu düşünüyorum.

Kırıkkale’deki çay ocaklarını, en lüks restoran ve kafelere tercih ediyorum.

Futbol deyince Fikret Karabudak’ı hatırlıyorum. 3 büyükleri reddediyorum.

Zafer caddesinde bir tur atmanın psikolojik faydalarının olduğuna inanıyorum.

 

Faizci sömürü sistemine karşıyım ve bankaları, insanların düşmanı olarak görüyorum.

 

Kırıkkale’nin sokağı, caddesi, parkı, bahçesi kısacası çehresiyle bir çok ilden geri kaldığını üzülerek söylüyorum.

Bunda en büyük suçu kendimizde buluyorum.

Açıkçası son dönemde bir atılım olduğunu görüyorum fakat betonu, gelişmişliğin göstergesi olarak görmüyorum.

Çekirdek yemeyi bende çok seviyorum ama kabuğunu sokağa atanları Allah’a havale ediyorum.

 

Yorumlar

  1. arslan dedi ki:

    sayın emre hocam ne güzel de yazmışsınız zafer caddesine gidek demeyi ne kadar özledim sen biliyon mu 🙂

  2. Mehmet Kandemir dedi ki:

    Ah kırıkkale m, vah kırılan kale m.Günbegün Ahlak ve maneviyatın azaldığı,Ahlaksızlığın prim yaptığı,akşamları hava karardıktan sonra sokakları değil caddelerinde bile yürümenin tehlikeli olduğu,Arka sokaklar dizisinin film setini andıran Kırıkkale m.Emekli parkı,emekli kahvesi ve bir o kadar emeklisiyle üretimi,tüketimini karşılamayan,Halen ana caddelerinde semt pazarları kurulan ve bu sebeple trafiği felç olan,metrekareye 4-5 civarında otomobil düşen,insanına artık yaşanamaz bir hayat vadeden kozmopolit bir şehir artık.Ben de 6 Yıl önce emekli olduğumda sıla hasreti ile yanıp tutuşarak binbir hayal ile dönüp gelmiştim memleketime.Ne bıraktığım gibi buldum,ne de bulduklarımdan hoşnut oldum.Ama ne olursa olsun altın kafestede olsak illede vatan.Rahmetli Şemsi Yastıman ın bir deyişinde söylediği gibi: NEYLEYİM DENİZİ,IRMAK İSTİYOM.



Gazete Kale'yi Facebook'ta Beğen

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

Reklam
Yukarı Çık