Haber
8 Kasım 2016

Kerkük Zindanı

Ülkemizin ve hatta dünyanın gündemi baş döndürücü bir hızla değişiyor. Teknoloji aklın tasavvur edemeyeceği bir biçimde gelişiyor. Dünyada bir buçuk milyar insan sağlıklı içme suyundan mahrum. Parçalanmış insan bedenleri hiçte yadırganmıyor.

 

Tüm bunlar yaşanırken, Dünya, Ortadoğu denen yere odaklanmış durumda.

 

Nasıl insanlar yaşıyor ki burada, ne ölmekle tükeniyorlar ne de şu kahrolası demokrasi ve insan haklarını kabul ediyorlar.

 

Evet, insanlık tarihi boyunca hiç durulmamış, hep büyük olaylara sahne olmuş bir bölge.

 

Şimdilerde ise bölgenin uzun yıllar hâkimi, her daim umudu olan bizler bu oyunun içine çekiliyoruz.

 

Ana haber bültenlerinin gazına gelip, Musul bizimdir diyemiyorum.

 

Çünkü, Ben zaten Musul’um. Kırıkkale ne ise Halep’te o benim için. Bağdat’ta zulme uğrayan bir insanla Yozgat’ta zulme uğrayan insan arasında bir fark göremiyorum.

 

Uyduruktan çizdiğiniz sınırları da tanımıyorum.

 

On yıl önce ayırt edememiştim Halep’i Antep’ten.  Sağ olsunlar,  şimdi çok kolay ayırt ediyorum. Peki, sıra ne zaman Antep’e gelecek, diye soruyorum.

 

Şarkılar duyuyorum, ‘Bağdat’ı gözüm kapalı bulabilirim’ diye.

 

Ben bulabilir miyim bilmiyorum ama adamlar lazer güdümlü füzeleriyle Bağdat’ı gözü kapalı buldular, küçücük çocukları bile buldular küçücük yataklarında.
NATO hiç gocunmadı bu durumdan, BM kınamadı ve İncirlik üssü hiç utanmadı halinden.

 

Şimdilerde Fırat’ın bile kalkana ihtiyacı var oysa bizim ülkemizde füze kalkanları yok muydu, onlar korusaydı Fırat’ı.
Ama biliyoruz ki bunlar hep Fırat-Dicle arasındaki topraklar için.
Ey İsrail oğulları, bu toprakları elbette sizinle paylaşacağız, fakat altı sizin üstü bizim olacak.

 

Çünkü biz, ‘Ey kâfirler yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz’e İman ediyoruz ve biliyoruz ki, bir Musa gelecek sizi bulacak, bir Selahaddin gelecek, bizim olanı elinizden alacak.

 

Biz Nil’den Tuna’ya adalet ve merhamet dağıtmış bir milletiz. Unuttunuz mu, Endülüs’te katliamdan kurtarıp gemilerle İstanbul a getirmiştik sizi. İnanın, Filistinliler size zulüm etse gelir sizi yine kurtarırız ama onları bir türlü kurtaramıyoruz. Çünkü reel politik buna müsaade etmiyor.

 

Birde stratejik ortağımız ABD var. Adamlar ülkemizde terörü destekliyor, darbeyi destekliyor, Bağdat’ta, Şam’da ölüm saçıyor ama biz yine de seviyoruz onları.
Kimin derdine yanacağız, vallahi bilemiyorum. Ülkemizde her gün bombalar patlarken, Şehit cenazeleri sıradanlaşırken öte taraftaki Suriye’ye Irak’a banane diyemiyorum.
Kızılay’da bir otobüs durağında, Bağdat’ta bir pazar yerinde, Akdeniz’in serin sularında ölmek, Hepsi aynı ölümün bir parçası bence, hepsi aynı oyunun bir parçası.
90 dakikada unutuyorum terörü, darbeyi filan.
Kazanılan bir derbi maçı, tüm şehit acılarını dindiriyor.
20 yaşındaki topçuyu kahraman ilan ediyorum. Asıl kahraman 20 yaşında şehit düşendir, hep unutuyorum.
Ay yıldızlı formayı saatlerce izliyorum fakat ay yıldızlı tabuta bir kaç dakika bile ayıramıyorum.
Anlayacağınız, Kerküğün zindanına attılar bizi, mazlumlar sürüsüne kattılar bizi.

Ama inanın çocuklar güzel günler göreceğiz, bugünler de geçecek, yeter ki inanın.

 

halep-emevi-cami


Bir Yorum Yap

Haber
Bu Web Sitesi Yahşi Medya Tarafından Tasarlanmıştır.
(ekandemir@gazetekale.com)
Kerkük Zindanı
8 Kasım 2016, Salı

Ülkemizin ve hatta dünyanın gündemi baş döndürücü bir hızla değişiyor. Teknoloji aklın tasavvur edemeyeceği bir biçimde gelişiyor. Dünyada bir buçuk milyar insan sağlıklı içme suyundan mahrum. Parçalanmış insan bedenleri hiçte yadırganmıyor.

 

Tüm bunlar yaşanırken, Dünya, Ortadoğu denen yere odaklanmış durumda.

 

Nasıl insanlar yaşıyor ki burada, ne ölmekle tükeniyorlar ne de şu kahrolası demokrasi ve insan haklarını kabul ediyorlar.

 

Evet, insanlık tarihi boyunca hiç durulmamış, hep büyük olaylara sahne olmuş bir bölge.

 

Şimdilerde ise bölgenin uzun yıllar hâkimi, her daim umudu olan bizler bu oyunun içine çekiliyoruz.

 

Ana haber bültenlerinin gazına gelip, Musul bizimdir diyemiyorum.

 

Çünkü, Ben zaten Musul’um. Kırıkkale ne ise Halep’te o benim için. Bağdat’ta zulme uğrayan bir insanla Yozgat’ta zulme uğrayan insan arasında bir fark göremiyorum.

 

Uyduruktan çizdiğiniz sınırları da tanımıyorum.

 

On yıl önce ayırt edememiştim Halep’i Antep’ten.  Sağ olsunlar,  şimdi çok kolay ayırt ediyorum. Peki, sıra ne zaman Antep’e gelecek, diye soruyorum.

 

Şarkılar duyuyorum, ‘Bağdat’ı gözüm kapalı bulabilirim’ diye.

 

Ben bulabilir miyim bilmiyorum ama adamlar lazer güdümlü füzeleriyle Bağdat’ı gözü kapalı buldular, küçücük çocukları bile buldular küçücük yataklarında.
NATO hiç gocunmadı bu durumdan, BM kınamadı ve İncirlik üssü hiç utanmadı halinden.

 

Şimdilerde Fırat’ın bile kalkana ihtiyacı var oysa bizim ülkemizde füze kalkanları yok muydu, onlar korusaydı Fırat’ı.
Ama biliyoruz ki bunlar hep Fırat-Dicle arasındaki topraklar için.
Ey İsrail oğulları, bu toprakları elbette sizinle paylaşacağız, fakat altı sizin üstü bizim olacak.

 

Çünkü biz, ‘Ey kâfirler yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz’e İman ediyoruz ve biliyoruz ki, bir Musa gelecek sizi bulacak, bir Selahaddin gelecek, bizim olanı elinizden alacak.

 

Biz Nil’den Tuna’ya adalet ve merhamet dağıtmış bir milletiz. Unuttunuz mu, Endülüs’te katliamdan kurtarıp gemilerle İstanbul a getirmiştik sizi. İnanın, Filistinliler size zulüm etse gelir sizi yine kurtarırız ama onları bir türlü kurtaramıyoruz. Çünkü reel politik buna müsaade etmiyor.

 

Birde stratejik ortağımız ABD var. Adamlar ülkemizde terörü destekliyor, darbeyi destekliyor, Bağdat’ta, Şam’da ölüm saçıyor ama biz yine de seviyoruz onları.
Kimin derdine yanacağız, vallahi bilemiyorum. Ülkemizde her gün bombalar patlarken, Şehit cenazeleri sıradanlaşırken öte taraftaki Suriye’ye Irak’a banane diyemiyorum.
Kızılay’da bir otobüs durağında, Bağdat’ta bir pazar yerinde, Akdeniz’in serin sularında ölmek, Hepsi aynı ölümün bir parçası bence, hepsi aynı oyunun bir parçası.
90 dakikada unutuyorum terörü, darbeyi filan.
Kazanılan bir derbi maçı, tüm şehit acılarını dindiriyor.
20 yaşındaki topçuyu kahraman ilan ediyorum. Asıl kahraman 20 yaşında şehit düşendir, hep unutuyorum.
Ay yıldızlı formayı saatlerce izliyorum fakat ay yıldızlı tabuta bir kaç dakika bile ayıramıyorum.
Anlayacağınız, Kerküğün zindanına attılar bizi, mazlumlar sürüsüne kattılar bizi.

Ama inanın çocuklar güzel günler göreceğiz, bugünler de geçecek, yeter ki inanın.

 

halep-emevi-cami

Yorumlar

  1. Erhan Güzel diyor ki:

    Kalemine yüreğine sağlık Emre hocam

  2. yakup diyor ki:

    cok guzel bir yazi olmus kardesim senin gibi yurekli kalemlere ihtiyacimiz var ins yazilarinin devamini getirirsin kalemin her zaman haktan yana olmasini diliyorum ve herkes bir mum yaksin senin gibi karanliga
    tum sehitlerimize ALlahtan rahmet diliyorum



Gazete Kale'yi Facebook'ta Beğen

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

Yukarı Çık