Haber
23 Kasım 2016

İnanırsak Düş(ür)meyeceğiz!

Futbola gönül verenler bilir. Futbol sürprizlere açık bir oyundur. 90+ ’da geri dönüş yapabilir, atacağınız bir gol ile oyunu çevirebilirsiniz. Yeter ki isteyin. İnandıktan sonra ulaşılmayacak hedef yoktur. Maç bitene kadar hep kazanma ihtimaliniz vardır. Aniden verilecek bir penaltı, bir kırmızı kart, umulmadık anda yakalanan bir gol pozisyonu… Önde iseniz süre azaldıkça artan kazanma heyecanı, yenik iseniz gol atma arzusu… Hayatta da bu durum böyle değil midir? Belki de bunun için en çok sevilen sporların başında futbol gelir.

Tüm sporlarda olduğu gibi futbolda da başarı veya başarısızlık vardır. Kırıkkalesporun puan sıralamasındaki yerine ve bugüne kadar oynanan futbola baktığımızda durum pek iç açıcı değil.  Peki, ne oldu da bugünlere geldik. Şu anki durumun nedenlerine tek tek bakalım. Bundan sonra yapılması gerekenleri irdeleyelim.

 

1-Takım kadrosu

Sezon başında yapılan transferlerin tamamı eski hocamız Erkin Şimşir’in inisiyatifine bırakıldı. Geçen sezon şampiyon olan takımdan 8 oyuncu ile devam kararı alınsa da bugün bu oyunculardan Adem, Veysi, Ömer ve Serdar, zaman zaman da Mami ilk 11’de yer alıyor. Ama genel anlamda bu yıl bekleneni veremedikleri açık ve net ortada. Geçen seneki kadrodan özellikle kalede Kürşat’ı, sağ bekte Murat Şahin’i, sağ açıkta Orhan’ı, sol açıkta Bahri’yi arıyoruz. Saydığım oyuncuların yerinin doldurulmadığını görüyoruz. Bu oyuncularla 3.ligde gitmezdi diyenler olacaktır. Peki, bunların yerine gelenler çok mu iyi? Madem bu oyuncular gönderildi, onların yerine bireysel becerilerini sahaya yansıtabilen, skora doğrudan katkı sağlayabilecek, takım oyununa yatkın ve teknik anlamda daha üstün oyuncular transfer edilmeliydi. Bu bakımdan transferlerin başarılı olmadığını söyleyebiliriz. Bölgesel amatör lig ile 3.lig arasında dağlar kadar fark var. Tabloya profesyonelce yaklaşılması, fırça dokunuşlarının daha estetik olması gerekiyordu. Kanatları etkin kullanamıyoruz. Orta sahada 10 numara pozisyonunda oynayacak kaliteli bir oyuncumuz yok. Forvette ise Serdar‘ın alternatifi düşünülmedi. Bu bölgeye en azından 3.lig tecrübesi olan kaliteli bir forvet alınmalıydı. Takım bir türlü uyum yakalayamadı. Bireysel anlamda 2-3 oyuncu dışında, takım oyununa ciddi anlamda katkı sağlayan oyuncu yok. Takımda iyi işliyor diyebileceğimiz bir bölge görünmüyor. Kale, defans, orta saha, kanatlar, santrfor… Golü yiyince anlamsız bir şekilde dağılıyoruz, oyundan düşüyoruz. Nerden bakarsanız bakın sorunlu bir takım. Hadi deplasmanı bir kenara bırakalım. Kendi sahamızda henüz galibiyet alamadık. 13 maçta atılan 6 gol durumun özeti aslında. Ligin en az gol atan takımıyız. Skor üretemeyince başarı da gelmiyor.

 

Tüm bunlara ve puan tablosundaki yerimize rağmen bu takıma inanmalıyız, bugün onlara inanmak ve güvenmek zorundayız…

 

2-Kadro dışı bırakılan oyuncular

Kaptan Uğur ve Engin. Defansta Engin biraz ağır kalsa da tecrübesiyle güven veriyordu. Kaptan Uğur’un yokluğu ise açıkça belli oluyor. Kadroda skoru değiştirebilecek ender oyunculardan birisi. Oynanan 13 maçın tamamında oynasa şu an takımın durumu daha farklı olurdu. Öte yandan, bu oyuncuların kadro dışı bırakılmaları takımda moralleri bozdu.

Artık bu oyuncuların da oynamalarını ve takıma katkı sağlamalarını bekliyoruz.

 

3-Yönetim karmaşası ve kayyum sorunu

Bu sezon en büyük ve en önemli sorunumuz. Takımı etkileyen en büyük unsur. Sezon başında yapılan kongrenin yargıya taşınmasıyla sendika ve Karakuş arasında başlayan çekişme, takıma doğrudan yansıdı. Bu süreçte iki tarafın da hataları var. Bugün bunları hepimiz biliyoruz. Kavga ve kargaşayı körüklemek yerine sükûnet seçilse, sendika ve belediye desteğiyle geçen yıl oluşturulan birlik ve beraberliğin devamı sağlansa idi, belki de şimdi şampiyonluğu konuşuyorduk. Şu an konu yargıya taşındığından yasal süreci beklemekten başka çare yok.

Kayyum heyetinin bir an önce kongre kararı alarak seçime gidilmesini, her kesimin desteğini alacak güçlü bir yönetimin iş başına gelerek takımı özlenen günlere ulaştırmasını umut ediyoruz.

 

4-Taraftar

İğneyi değil çuvaldızı kendimize batırmalıyız. Takımın bu hale gelmesinde taraftarın da payı var. Tribünde farklı seslerin olması son derece doğal ama takımın bulunduğu durum ortada. Madem hepimizin ortak kaygısı aynı renklere olan sevdamız, madem yağmur çamur demeden yaz-kış bu takımın peşinden koşuyoruz, madem bu takımın gerçek sahibi biziz, neden hep birlikte bir araya gelip aynı tepkiyi vermiyoruz? Bu tepkiyi vermekte neden geç kalıyoruz? Bugüne kadar hep kravatlılar gitti, atkılılar kalmadı mı? Futbolun yalnızca bir spor dalı olduğunu unutmadan, birbirimizi üzmeden, kırmadan, takımın geleceği hakkında konuşup anlaşmak, ortak tepki vermek bu kadar zor mu?

 

Bundan sonra ne yapılmalı?

Yukarıda da belirttiğim üzere bir an önce kongre kararı alınmalı ve yönetim sorunu çözülmeli. Yargı süreci beklenirse kan kaybetmeye devam edeceğiz. Ayrıca bu zor günlerde takıma daha çok destek olmalıyız. Bu takım bugünlere kolay gelmedi, kesinlikle düşmemeli! Burada taraftara da büyük sorumluluk düşüyor. Nasıl geçen yıl tüm şehir hep birlikte el ele verip şampiyon olduysak bu yıl da aynı anlayış ile bu takımı ligde tutmalıyız. Tribünden futbolcuya bağırmak kolay.  Maça gidiyoruz küfür, sosyal medyaya bakıyoruz eleştiri, tehdit… Peki hiç empati yapmayı denediniz mi? Futbolcuların ruh halini biliyor musunuz? Tamam, işleri futbol oynamak ama onlar da insan. Bu süreçte ister istemez etkilendiler. Çıksam ben daha iyi oynarım diyor çocuk. Belki uç örnek olacak ama keşke oynasaydın da Barcelona’da Arda’nın yerine seni izleseydik. Hemşerimiz diye gurur duysaydık. Evet, oynarsın ama ya mahalle maçında ya da halı sahada! Oturduğunuz yerden eleştirmek kolay. Bir de nedense her şeyin en iyisini biz biliyoruz. Biz haklıydık, falan filan… Peki, siz ne yaptınız bu takım için? Takıma destek olmuyorsun bari köstek olma arkadaş. Eleştiri yap ama yapıcı olsun. Şu veya bu olsaydı böyle olurdu, Karakuş gitseydi, sendika gelseydi…

 

Suçlu aramayı ve yaşananları artık bir kenara bırakalım. Bunları konuşmanın zamanı çoktan geçti. Gün takımı kurtarma günüdür. Artık bu takım için yapılması gerekenleri konuşma ve takımı düzlüğe çıkarma zamanı. Hadi gelin hep birlikte el ele verelim. Bir olalım, birlikte olalım. Takımı destekleyelim, futbolcularımıza inanalım, moral verelim. Eğer inanırsak bu takım düşmeyecek, düşürmeyeceğiz! Gelin, hep birlikte omuz omuza verelim, birlikten alacağımız kuvvet ile bir an önce düştüğümüz bu bataklıktan kurtulalım. Kaybedecek bir şeyimiz yok demeyelim, kaybedecek çok şey var. Emek var, alın teri var, umut var, kaybedecek koskoca bir şehir var…


Bir Yorum Yap

Haber
Bu Web Sitesi Yahşi Medya Tarafından Tasarlanmıştır.
(mbaloglu@gazetekale.com)
İnanırsak Düş(ür)meyeceğiz!
23 Kasım 2016, Çarşamba

Futbola gönül verenler bilir. Futbol sürprizlere açık bir oyundur. 90+ ’da geri dönüş yapabilir, atacağınız bir gol ile oyunu çevirebilirsiniz. Yeter ki isteyin. İnandıktan sonra ulaşılmayacak hedef yoktur. Maç bitene kadar hep kazanma ihtimaliniz vardır. Aniden verilecek bir penaltı, bir kırmızı kart, umulmadık anda yakalanan bir gol pozisyonu… Önde iseniz süre azaldıkça artan kazanma heyecanı, yenik iseniz gol atma arzusu… Hayatta da bu durum böyle değil midir? Belki de bunun için en çok sevilen sporların başında futbol gelir.

Tüm sporlarda olduğu gibi futbolda da başarı veya başarısızlık vardır. Kırıkkalesporun puan sıralamasındaki yerine ve bugüne kadar oynanan futbola baktığımızda durum pek iç açıcı değil.  Peki, ne oldu da bugünlere geldik. Şu anki durumun nedenlerine tek tek bakalım. Bundan sonra yapılması gerekenleri irdeleyelim.

 

1-Takım kadrosu

Sezon başında yapılan transferlerin tamamı eski hocamız Erkin Şimşir’in inisiyatifine bırakıldı. Geçen sezon şampiyon olan takımdan 8 oyuncu ile devam kararı alınsa da bugün bu oyunculardan Adem, Veysi, Ömer ve Serdar, zaman zaman da Mami ilk 11’de yer alıyor. Ama genel anlamda bu yıl bekleneni veremedikleri açık ve net ortada. Geçen seneki kadrodan özellikle kalede Kürşat’ı, sağ bekte Murat Şahin’i, sağ açıkta Orhan’ı, sol açıkta Bahri’yi arıyoruz. Saydığım oyuncuların yerinin doldurulmadığını görüyoruz. Bu oyuncularla 3.ligde gitmezdi diyenler olacaktır. Peki, bunların yerine gelenler çok mu iyi? Madem bu oyuncular gönderildi, onların yerine bireysel becerilerini sahaya yansıtabilen, skora doğrudan katkı sağlayabilecek, takım oyununa yatkın ve teknik anlamda daha üstün oyuncular transfer edilmeliydi. Bu bakımdan transferlerin başarılı olmadığını söyleyebiliriz. Bölgesel amatör lig ile 3.lig arasında dağlar kadar fark var. Tabloya profesyonelce yaklaşılması, fırça dokunuşlarının daha estetik olması gerekiyordu. Kanatları etkin kullanamıyoruz. Orta sahada 10 numara pozisyonunda oynayacak kaliteli bir oyuncumuz yok. Forvette ise Serdar‘ın alternatifi düşünülmedi. Bu bölgeye en azından 3.lig tecrübesi olan kaliteli bir forvet alınmalıydı. Takım bir türlü uyum yakalayamadı. Bireysel anlamda 2-3 oyuncu dışında, takım oyununa ciddi anlamda katkı sağlayan oyuncu yok. Takımda iyi işliyor diyebileceğimiz bir bölge görünmüyor. Kale, defans, orta saha, kanatlar, santrfor… Golü yiyince anlamsız bir şekilde dağılıyoruz, oyundan düşüyoruz. Nerden bakarsanız bakın sorunlu bir takım. Hadi deplasmanı bir kenara bırakalım. Kendi sahamızda henüz galibiyet alamadık. 13 maçta atılan 6 gol durumun özeti aslında. Ligin en az gol atan takımıyız. Skor üretemeyince başarı da gelmiyor.

 

Tüm bunlara ve puan tablosundaki yerimize rağmen bu takıma inanmalıyız, bugün onlara inanmak ve güvenmek zorundayız…

 

2-Kadro dışı bırakılan oyuncular

Kaptan Uğur ve Engin. Defansta Engin biraz ağır kalsa da tecrübesiyle güven veriyordu. Kaptan Uğur’un yokluğu ise açıkça belli oluyor. Kadroda skoru değiştirebilecek ender oyunculardan birisi. Oynanan 13 maçın tamamında oynasa şu an takımın durumu daha farklı olurdu. Öte yandan, bu oyuncuların kadro dışı bırakılmaları takımda moralleri bozdu.

Artık bu oyuncuların da oynamalarını ve takıma katkı sağlamalarını bekliyoruz.

 

3-Yönetim karmaşası ve kayyum sorunu

Bu sezon en büyük ve en önemli sorunumuz. Takımı etkileyen en büyük unsur. Sezon başında yapılan kongrenin yargıya taşınmasıyla sendika ve Karakuş arasında başlayan çekişme, takıma doğrudan yansıdı. Bu süreçte iki tarafın da hataları var. Bugün bunları hepimiz biliyoruz. Kavga ve kargaşayı körüklemek yerine sükûnet seçilse, sendika ve belediye desteğiyle geçen yıl oluşturulan birlik ve beraberliğin devamı sağlansa idi, belki de şimdi şampiyonluğu konuşuyorduk. Şu an konu yargıya taşındığından yasal süreci beklemekten başka çare yok.

Kayyum heyetinin bir an önce kongre kararı alarak seçime gidilmesini, her kesimin desteğini alacak güçlü bir yönetimin iş başına gelerek takımı özlenen günlere ulaştırmasını umut ediyoruz.

 

4-Taraftar

İğneyi değil çuvaldızı kendimize batırmalıyız. Takımın bu hale gelmesinde taraftarın da payı var. Tribünde farklı seslerin olması son derece doğal ama takımın bulunduğu durum ortada. Madem hepimizin ortak kaygısı aynı renklere olan sevdamız, madem yağmur çamur demeden yaz-kış bu takımın peşinden koşuyoruz, madem bu takımın gerçek sahibi biziz, neden hep birlikte bir araya gelip aynı tepkiyi vermiyoruz? Bu tepkiyi vermekte neden geç kalıyoruz? Bugüne kadar hep kravatlılar gitti, atkılılar kalmadı mı? Futbolun yalnızca bir spor dalı olduğunu unutmadan, birbirimizi üzmeden, kırmadan, takımın geleceği hakkında konuşup anlaşmak, ortak tepki vermek bu kadar zor mu?

 

Bundan sonra ne yapılmalı?

Yukarıda da belirttiğim üzere bir an önce kongre kararı alınmalı ve yönetim sorunu çözülmeli. Yargı süreci beklenirse kan kaybetmeye devam edeceğiz. Ayrıca bu zor günlerde takıma daha çok destek olmalıyız. Bu takım bugünlere kolay gelmedi, kesinlikle düşmemeli! Burada taraftara da büyük sorumluluk düşüyor. Nasıl geçen yıl tüm şehir hep birlikte el ele verip şampiyon olduysak bu yıl da aynı anlayış ile bu takımı ligde tutmalıyız. Tribünden futbolcuya bağırmak kolay.  Maça gidiyoruz küfür, sosyal medyaya bakıyoruz eleştiri, tehdit… Peki hiç empati yapmayı denediniz mi? Futbolcuların ruh halini biliyor musunuz? Tamam, işleri futbol oynamak ama onlar da insan. Bu süreçte ister istemez etkilendiler. Çıksam ben daha iyi oynarım diyor çocuk. Belki uç örnek olacak ama keşke oynasaydın da Barcelona’da Arda’nın yerine seni izleseydik. Hemşerimiz diye gurur duysaydık. Evet, oynarsın ama ya mahalle maçında ya da halı sahada! Oturduğunuz yerden eleştirmek kolay. Bir de nedense her şeyin en iyisini biz biliyoruz. Biz haklıydık, falan filan… Peki, siz ne yaptınız bu takım için? Takıma destek olmuyorsun bari köstek olma arkadaş. Eleştiri yap ama yapıcı olsun. Şu veya bu olsaydı böyle olurdu, Karakuş gitseydi, sendika gelseydi…

 

Suçlu aramayı ve yaşananları artık bir kenara bırakalım. Bunları konuşmanın zamanı çoktan geçti. Gün takımı kurtarma günüdür. Artık bu takım için yapılması gerekenleri konuşma ve takımı düzlüğe çıkarma zamanı. Hadi gelin hep birlikte el ele verelim. Bir olalım, birlikte olalım. Takımı destekleyelim, futbolcularımıza inanalım, moral verelim. Eğer inanırsak bu takım düşmeyecek, düşürmeyeceğiz! Gelin, hep birlikte omuz omuza verelim, birlikten alacağımız kuvvet ile bir an önce düştüğümüz bu bataklıktan kurtulalım. Kaybedecek bir şeyimiz yok demeyelim, kaybedecek çok şey var. Emek var, alın teri var, umut var, kaybedecek koskoca bir şehir var…

Yorumlar



Gazete Kale'yi Facebook'ta Beğen

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

Yukarı Çık