Haber
19 Eylül 2016

Düzce gezisi ve hayal kırıklığı

 

Ankara’dan özel araçla ortalama 3 saatte gidebilirsiniz. Batı Karadeniz’de, mavi ile yeşilin kucaklaştığı, sahilleri, büyük alanları kaplayan yemyeşil ormanları, sayısız gölleri ve yaylaları, kaplıcaları, tarihi zenginlikleri saklayan; diğer taraftan büyük milletimizin çok zengin gelenek ve güzelliklerini sürdüren bir ilimizdir Düzce. Yeşilin her tonunu görebilir, hoş kokulu zengin ormanlarında doğa ile baş başa vakit geçirebilirsiniz. Dilerseniz yöresel lezzetleri tadabilir ya da bizim yaptığımız gibi tavuk döner – ayran ile de karnınızı doyurabilirsiniz…

 

Yukarıdaki satırları bir seyahat dergisi veya gezi rehberi için yazmadım. Zaten yalnızca Kırıkkalespor üzerine yazıyorum. Gönül isterdi ki takım üzerine yazalım.  Fakat Cumartesi günü takımımızı desteklemek için gittiğimiz Düzce’de sahada ne yazık ki bir takım göremedik. Aslında buna takım değil de ruh desek daha doğru olur. Sanki maça değil de geziye gidilmiş gibi bir hava vardı. Öncelikle bizi çiçeklerle karşılayan ve dostluk mesajları veren Düzcespor taraftarlarına misafirperverlikleri için tüm taraftar grupları adına teşekkür ediyoruz. Dileriz bu tip görüntüler sezon boyunca devam eder. Sonuç ne olursa olsun, kazanan hep dostluk olsun. Şairin dediği gibi: “bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş”…

 

Daha önce bu takımın yeni kurulduğunu, saha dışında da sorunları olduğunu, henüz oturmadığını, zamanla düzeleceğini, hocaya ve futbolcularımıza güvendiğimi, onlara inandığımı ve sabretmek gerektiğini belirtmiştim. Tamam sıfırdan takım kurmak kolay değil ve her zaman büyük riski vardır. Ayrıca uyum yakalamak da kolay değil. Ama zaman akıyor. Bugün sahada dinamik, savaşan ve ofansif bir takım beklerken 6 defans oyuncusuyla maça başladık. Anlaşılan hocanın amacı beraberlikti. Tamam, deplasmanda beraberlik iyi sonuç, eyvallah ama ne yazık ki onu da beceremedik. Kapalı savunmaya rağmen güçlü rakibe direnemedik. 2 net pozisyondan sonra golü yedik ve oyundan düştük. İlk yarı tek şutumuz dahi yok. Forvete top gelmiyor ve rakip defansın arasında kayboluyor. İlk pozisyonu 60.dakikada Serdar’ın şahsi becerisi ile yakaladık. Takım atağa çıkamıyor, 3 top yapamıyor. Takımda sistem de yok. Oyunu bir türlü açamadık ve dağınık bir görüntü çizdik. Olgun atak geliştiremedik. Orta sahanın ortasında top tutacak ve ileri top dağıtacak oyuncu yok. 10 numaramız Uğur sakat olabilir ama bu kadar transfer yapıldı, bu durum neden düşünülmedi acaba? Oynadığımız 4 maçta kendi sahamız dahil neden tek forvetle çıkıyoruz? Şişirme toplar dışında forvete neden top gelmiyor? İkinci yarının başında zaten 2-0 yenik durumda iken niçin forvet çıkarıp forvet alıyoruz? Kanatlar neden çalışmıyor? Neden yarı alanımızdan çıkamıyoruz? Orta sahada neden top yapamıyoruz, neden gol atamıyoruz? Bu soruların cevabı sahadaki durumu özetliyor.

 

Futbolun doğası gereği yenmek de var yenilmek de. Dünyanın en büyük takımları yenilebiliyor, fark yiyebiliyor, yıldız futbolcular penaltı kaçırabiliyor, sakatlanabiliyor. Burada görüş ayrılıkları ortaya çıkıyor. Ancak farklı görüşlerin tartışmasını yapmak futbola güzellik katıyor. Bizi bir araya getiren unsur aynı renklere olan sevdamız. Ayrıca amacımız yapıcı eleştiri. Niyetimiz bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek. Zira bu takımın bu zamana kadar hep peşinden koştuk, koşmaya da devam edeceğiz. Bugün sahada takım ruhu olsaydı, savaşan, pres yapan, elinden geleni yapmaya çalışan topçular olsaydı farklı düşünceler yazardım. İsterseniz fark yiyin, canınız sağ olsun, hiç önemli değil, ama bize tribünde göze hoş gelen futbol sergileyin. Saha dışı sorunları bir kenara bırakın ve canla başla aslanlar gibi savaşın. O zaman sizi baş tacı yapalım. Eleştiri yerine övgü yazalım. Önümüzdeki maçlarda takımın bir an önce toparlanıp kendisine gelmesini ve başarılı sonuçlar almasını umut ediyorum.


Bir Yorum Yap

Haber
Bu Web Sitesi Yahşi Medya Tarafından Tasarlanmıştır.
(mbaloglu@gazetekale.com)
Düzce gezisi ve hayal kırıklığı
19 Eylül 2016, Pazartesi

 

Ankara’dan özel araçla ortalama 3 saatte gidebilirsiniz. Batı Karadeniz’de, mavi ile yeşilin kucaklaştığı, sahilleri, büyük alanları kaplayan yemyeşil ormanları, sayısız gölleri ve yaylaları, kaplıcaları, tarihi zenginlikleri saklayan; diğer taraftan büyük milletimizin çok zengin gelenek ve güzelliklerini sürdüren bir ilimizdir Düzce. Yeşilin her tonunu görebilir, hoş kokulu zengin ormanlarında doğa ile baş başa vakit geçirebilirsiniz. Dilerseniz yöresel lezzetleri tadabilir ya da bizim yaptığımız gibi tavuk döner – ayran ile de karnınızı doyurabilirsiniz…

 

Yukarıdaki satırları bir seyahat dergisi veya gezi rehberi için yazmadım. Zaten yalnızca Kırıkkalespor üzerine yazıyorum. Gönül isterdi ki takım üzerine yazalım.  Fakat Cumartesi günü takımımızı desteklemek için gittiğimiz Düzce’de sahada ne yazık ki bir takım göremedik. Aslında buna takım değil de ruh desek daha doğru olur. Sanki maça değil de geziye gidilmiş gibi bir hava vardı. Öncelikle bizi çiçeklerle karşılayan ve dostluk mesajları veren Düzcespor taraftarlarına misafirperverlikleri için tüm taraftar grupları adına teşekkür ediyoruz. Dileriz bu tip görüntüler sezon boyunca devam eder. Sonuç ne olursa olsun, kazanan hep dostluk olsun. Şairin dediği gibi: “bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş”…

 

Daha önce bu takımın yeni kurulduğunu, saha dışında da sorunları olduğunu, henüz oturmadığını, zamanla düzeleceğini, hocaya ve futbolcularımıza güvendiğimi, onlara inandığımı ve sabretmek gerektiğini belirtmiştim. Tamam sıfırdan takım kurmak kolay değil ve her zaman büyük riski vardır. Ayrıca uyum yakalamak da kolay değil. Ama zaman akıyor. Bugün sahada dinamik, savaşan ve ofansif bir takım beklerken 6 defans oyuncusuyla maça başladık. Anlaşılan hocanın amacı beraberlikti. Tamam, deplasmanda beraberlik iyi sonuç, eyvallah ama ne yazık ki onu da beceremedik. Kapalı savunmaya rağmen güçlü rakibe direnemedik. 2 net pozisyondan sonra golü yedik ve oyundan düştük. İlk yarı tek şutumuz dahi yok. Forvete top gelmiyor ve rakip defansın arasında kayboluyor. İlk pozisyonu 60.dakikada Serdar’ın şahsi becerisi ile yakaladık. Takım atağa çıkamıyor, 3 top yapamıyor. Takımda sistem de yok. Oyunu bir türlü açamadık ve dağınık bir görüntü çizdik. Olgun atak geliştiremedik. Orta sahanın ortasında top tutacak ve ileri top dağıtacak oyuncu yok. 10 numaramız Uğur sakat olabilir ama bu kadar transfer yapıldı, bu durum neden düşünülmedi acaba? Oynadığımız 4 maçta kendi sahamız dahil neden tek forvetle çıkıyoruz? Şişirme toplar dışında forvete neden top gelmiyor? İkinci yarının başında zaten 2-0 yenik durumda iken niçin forvet çıkarıp forvet alıyoruz? Kanatlar neden çalışmıyor? Neden yarı alanımızdan çıkamıyoruz? Orta sahada neden top yapamıyoruz, neden gol atamıyoruz? Bu soruların cevabı sahadaki durumu özetliyor.

 

Futbolun doğası gereği yenmek de var yenilmek de. Dünyanın en büyük takımları yenilebiliyor, fark yiyebiliyor, yıldız futbolcular penaltı kaçırabiliyor, sakatlanabiliyor. Burada görüş ayrılıkları ortaya çıkıyor. Ancak farklı görüşlerin tartışmasını yapmak futbola güzellik katıyor. Bizi bir araya getiren unsur aynı renklere olan sevdamız. Ayrıca amacımız yapıcı eleştiri. Niyetimiz bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek. Zira bu takımın bu zamana kadar hep peşinden koştuk, koşmaya da devam edeceğiz. Bugün sahada takım ruhu olsaydı, savaşan, pres yapan, elinden geleni yapmaya çalışan topçular olsaydı farklı düşünceler yazardım. İsterseniz fark yiyin, canınız sağ olsun, hiç önemli değil, ama bize tribünde göze hoş gelen futbol sergileyin. Saha dışı sorunları bir kenara bırakın ve canla başla aslanlar gibi savaşın. O zaman sizi baş tacı yapalım. Eleştiri yerine övgü yazalım. Önümüzdeki maçlarda takımın bir an önce toparlanıp kendisine gelmesini ve başarılı sonuçlar almasını umut ediyorum.

Yorumlar



Gazete Kale'yi Facebook'ta Beğen

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

Yukarı Çık