Haber
14 Kasım 2016

2015’in siyasi senaryoları

Padişah vezire sormuş: Vezir! Demiş. Eğittim mi önemli, cibilliyet mi?

Vezir düşünmeden cevap vermiş;  Cibilliyet, Padişahım.

Padişah memleketin her yerinden tellallar çağırtmış. Duyduk duymadık demeyin, en iyi hayvan eğiticisine yüz kese altın…

En iyi hayvan eğiticisi padişahın huzuruna çıkarılmış.

Padişah hayvan eğiticisine sormuş: Bir kediye, tepsiyle servis yapmayı ne kadar zamanda öğretebilirsin?

Altı ayda öğretirim padişahım. Altı ay dolmuş, eğitici huzura alınmış.

Padişah: Öğrettin mi?

Öğrettim padişahım. Saray erkanı toplamış, kedi elinde tepsi servis yapmaya başlamış, tam vezirin önüne gelmiş; Padişah yine vezire sormuş; Vezir! Demiş. Eğitim mi önemli cibilliyet mi?

Vezir padişahın sorusuna cevap vermeden önce cebinde hazır tuttuğu fareyi yere bırakmış. Kedi tepsiyi attığı gibi farenin peşinde koşmaya başlamış. Tabi altı aylık eğitimde boşa gitmiş. Vezir cevap vermiş: -Cibilliyet padişahım.

*****

Şimdi gelelim bizim meseleye. Karargahın başında HOCA. Heyecan başlamıştı… Teşkilatlar ona teslimdi. Belinde silahıyla TRT’yi teslim etmeyen 15 Temmuz kahramanıydı o. Teşkilatlarda revizyonlar sabahlara kadar devam etti. Kırıkkale’de Arap kökenli koordinatör vardı o dönem. Kılıç seven her devrin Başkan’ı, -askılının desteğiyle- her dediğini yaptırıyor, uzun oğlan dinliyor, noter gibi tasdikliyordu. Süreç yaklaşmıştı. Kongre tarihleri açıklandı. Uzun oğlanın gizli istihbarat tayfası emekliler devredeydi. Gizli bir gölge uzun oğlana taktikler veriyor, önce merkez ilçe kongresi olsun diyordu. Uzun oğlanın kafasına yatıyordu. Ancak bu hesabın içinde korku vardı, kalplerde fitnelik vardı. Çünkü merkez ilçe ele geçmemişti. Yapılacak kongreyle değişecekti! Askılı ön çalışmalarla görüşmelerini tamamlamıştı. Arap kızına talimatlar verilmiş, karargah ile son görüşmelerle sağlama alınmıştı! Artık hacıya kapı görünmüştü ve öylede oldu.

*****

-Gün diğer ilçelere geldi. Günlerden Cuma. Bir telefon geliyor. Arayan; süslü artist bir üslupla! -Merkeze çağırıyor. (la havle deyip çekilip gidiyor!) Makama girdiğinde sessizlik çöküyor. Taklacıları görüyor, anlaşılan hesap kitap yapılmış karara bağlanmıştı! Sessizliği askılı bozuyordu. – Hadi Cuma yaklaştı, geçelim küçük odaya görüşmeyi yapalım. Görüşme beş kişinin arasında gerçekleşiyordu. Askılı, uzun oğlan… Her devrin Başkan’ı – sonradan çark eden atomun ayakkabıcısı… Çukurun Başkan’ına askılı soruyor; -Kongrede aday olacakmışsın. Tamam, aday olursan kazanırsın. Seni çukurun adamı seviyor ama ben istemiyorum seni! Askılı; -Aday olursan iki çocuğum var!(yemin olsun) Kongre bitmeden, saat 5 olmadan, seni görevden aldırırım! -Sen X’in askerisin ve onun ekibindesin. Seni ve senin gibileri bu partiden atacağım, temizleyeceğim! Zaten seni Kırışgan da istemiyor! Şimdi çek git Cuma vakti yaklaştı!

*****

Görüşme bitmişti. Çukurun Başkan’ı her zaman sığındığı abisini (efsanesini) arar. Olan biten görüşmeyi anlatır. Onun da yapacak bir şeyi yoktu ama abisiydi ve bilmesi gerekiyordu! Çukurda kongre günü geldi! Karargah ile görüşmeler yapılmış Kırışga’nın verdiği çabaladığı isimde olmamıştı! Ne gariptir ki, aday olacak zatın, ismi hiç de iyi yerlerde duyulmuyordu? Yaradan kullarının hakkını gözetendir (Amenna) Bu arada diğer ilçelerde yapılan Kongrelerde hiç alışık olunmamış bir olay. Anlaşılan derslerini iyi almışlar! Çukurun Başkan’ı aday olur korkusuyla, her devrin adamı divan Başkan’ı olmuştu!(Niye ki?) Ne gariptir ki, bilemezler çukurun Başkan’ı istenmediği ekipte durmaz. Davasından kopmaz çünkü Reise ihanet etmez! Onlar bunu anlamaz, yamalık dikiş tutmaz!

*****

-Her şey istedikleri gibi oluyor. Ta ki 7 haziran seçimleri gelene kadar. Adaylar belirlenip, sahaya iniliyordu. Durum aslında belliydi. Fakat onlar için askılı önemliydi. İlerisini-gerisini düşünen kimse yoktu. -Reisi, davayı, milleti, fakiri, esnafı ve çiftçiyi düşünen kimse yoktu. Ve hüsranla sonuçlanan bir bitiş. Herkes de garip bir bakış. Ağabeyleri dışarda kalmıştı. (Askılı acemi)

*****

Tabii bu sırada hükümet bir türlü kurulamıyor ve gergin bir hava seyrediyordu. Her gün değişik senaryolar, makamlara ve koltuklara rüzgar çarpıtıyordu. Ve o kurtarıcı! Devletini, milletini bu çıkmazdan kurtaran Dünya Lideri: “Yeter Karar Artık Milletin!” dedi. Tekrar heyecan başlamıştı. Ortalık toz bulutu, kurtlar puslu havayı bekliyordu ama nafile. Allah’ın (cc) koruduğuna kim zarar verebilir ki? Hatalar baştan yapılmıştı. Karargahta büyük sıkıntı. İhanetler diz boyu, teşkilatlarda adam kayırmaca almış başını gitmiş. Esnaf, çiftçi her kesim olayı anlamış, taban rahatsız ve koca yürekli dünya lideri olayların farkındaydı.

*****

Audi sesiyle Haydi, bedrin aslanları! İlk günkü aşkla haydi bismillah! Bedrin aslanları sahada! Önde kurucular, yanlarında efsane. Heybetinizi gizli tutun, yürüyüşünüz muhalefeti korkutuyor. Her bölgede ayrı bir sevinç, ayrı bir heyecan vardı. Fitneler boş durmuyor ama kimin umurunda. Göklerden gelen bir karar vardı. Devlete, millete, reise verilen söz yerine geliyordu. Ve seçim bitti. 105,34(Yüz beş bin otuz dört)

*****

Gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır! -Ey askılı ve yaverleri; dün sizin kovduğunuz, hakir gördükleriniz, 1 Kasım’da tarih yazdı. Askılı sen varken bile biz sahadaydık ve ihanet etmedik. Rabbimden duamdır ki; -Bizleri Kırıkkale’de yanımızda olan, gece gündüz koşturan, yüzümüzü kara çıkartmayan tüm il, ilçe, belde ve köylerde bizlere oy veren aziz, fedakar milletten Allah razı olsun.

*****

Ve geldik 15 Temmuz ve sonrasına… Tabii aslan postuna bürünmüş lağım fareleri ortaya çıktı. Cuntacılar çıktı. Asılsız iftira ve teraneler… Her gün sosyal medyadan adeta kustular. Ortada istihbarat raporu yok, araştırma yok, mit raporu yok ancak Şakir Sırrı’ya söyle de bu karmaşada H.D.’yi araya sıkıştıralım. Bilmezler ki, güneş balçıkla sıvanmaz. Altın yere düşmeyle pul olmaz!

*****

Şunu not alın: kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz!(Hoş geldin hocam) Kartal sinek avlamaz. Önüne bir fare düştüğünde ve eline bir fırsat geçtiğinde çıkarları için vatanını satmaktan, milletini harcamaktan tereddüt etmeyecek yüksek eğitimli kediler var. Allah’ım memleketimizi ve milletimizi bu münafıklardan korusun! Üstat ne güzel söylemiş; “Düşünce karanlığına ışık, tutanlara ne mutlu” Kahpe içerden olunca, kapı kilit tutmaz oğul. Halk içinde bozgunluk yapan haindir oğul. Çapsız; Diploma mı? Cibilliyet mi?


Bir Yorum Yap

Haber
Bu Web Sitesi Yahşi Medya Tarafından Tasarlanmıştır.
(ehan@gazetekale.com)
2015’in siyasi senaryoları
14 Kasım 2016, Pazartesi

Padişah vezire sormuş: Vezir! Demiş. Eğittim mi önemli, cibilliyet mi?

Vezir düşünmeden cevap vermiş;  Cibilliyet, Padişahım.

Padişah memleketin her yerinden tellallar çağırtmış. Duyduk duymadık demeyin, en iyi hayvan eğiticisine yüz kese altın…

En iyi hayvan eğiticisi padişahın huzuruna çıkarılmış.

Padişah hayvan eğiticisine sormuş: Bir kediye, tepsiyle servis yapmayı ne kadar zamanda öğretebilirsin?

Altı ayda öğretirim padişahım. Altı ay dolmuş, eğitici huzura alınmış.

Padişah: Öğrettin mi?

Öğrettim padişahım. Saray erkanı toplamış, kedi elinde tepsi servis yapmaya başlamış, tam vezirin önüne gelmiş; Padişah yine vezire sormuş; Vezir! Demiş. Eğitim mi önemli cibilliyet mi?

Vezir padişahın sorusuna cevap vermeden önce cebinde hazır tuttuğu fareyi yere bırakmış. Kedi tepsiyi attığı gibi farenin peşinde koşmaya başlamış. Tabi altı aylık eğitimde boşa gitmiş. Vezir cevap vermiş: -Cibilliyet padişahım.

*****

Şimdi gelelim bizim meseleye. Karargahın başında HOCA. Heyecan başlamıştı… Teşkilatlar ona teslimdi. Belinde silahıyla TRT’yi teslim etmeyen 15 Temmuz kahramanıydı o. Teşkilatlarda revizyonlar sabahlara kadar devam etti. Kırıkkale’de Arap kökenli koordinatör vardı o dönem. Kılıç seven her devrin Başkan’ı, -askılının desteğiyle- her dediğini yaptırıyor, uzun oğlan dinliyor, noter gibi tasdikliyordu. Süreç yaklaşmıştı. Kongre tarihleri açıklandı. Uzun oğlanın gizli istihbarat tayfası emekliler devredeydi. Gizli bir gölge uzun oğlana taktikler veriyor, önce merkez ilçe kongresi olsun diyordu. Uzun oğlanın kafasına yatıyordu. Ancak bu hesabın içinde korku vardı, kalplerde fitnelik vardı. Çünkü merkez ilçe ele geçmemişti. Yapılacak kongreyle değişecekti! Askılı ön çalışmalarla görüşmelerini tamamlamıştı. Arap kızına talimatlar verilmiş, karargah ile son görüşmelerle sağlama alınmıştı! Artık hacıya kapı görünmüştü ve öylede oldu.

*****

-Gün diğer ilçelere geldi. Günlerden Cuma. Bir telefon geliyor. Arayan; süslü artist bir üslupla! -Merkeze çağırıyor. (la havle deyip çekilip gidiyor!) Makama girdiğinde sessizlik çöküyor. Taklacıları görüyor, anlaşılan hesap kitap yapılmış karara bağlanmıştı! Sessizliği askılı bozuyordu. – Hadi Cuma yaklaştı, geçelim küçük odaya görüşmeyi yapalım. Görüşme beş kişinin arasında gerçekleşiyordu. Askılı, uzun oğlan… Her devrin Başkan’ı – sonradan çark eden atomun ayakkabıcısı… Çukurun Başkan’ına askılı soruyor; -Kongrede aday olacakmışsın. Tamam, aday olursan kazanırsın. Seni çukurun adamı seviyor ama ben istemiyorum seni! Askılı; -Aday olursan iki çocuğum var!(yemin olsun) Kongre bitmeden, saat 5 olmadan, seni görevden aldırırım! -Sen X’in askerisin ve onun ekibindesin. Seni ve senin gibileri bu partiden atacağım, temizleyeceğim! Zaten seni Kırışgan da istemiyor! Şimdi çek git Cuma vakti yaklaştı!

*****

Görüşme bitmişti. Çukurun Başkan’ı her zaman sığındığı abisini (efsanesini) arar. Olan biten görüşmeyi anlatır. Onun da yapacak bir şeyi yoktu ama abisiydi ve bilmesi gerekiyordu! Çukurda kongre günü geldi! Karargah ile görüşmeler yapılmış Kırışga’nın verdiği çabaladığı isimde olmamıştı! Ne gariptir ki, aday olacak zatın, ismi hiç de iyi yerlerde duyulmuyordu? Yaradan kullarının hakkını gözetendir (Amenna) Bu arada diğer ilçelerde yapılan Kongrelerde hiç alışık olunmamış bir olay. Anlaşılan derslerini iyi almışlar! Çukurun Başkan’ı aday olur korkusuyla, her devrin adamı divan Başkan’ı olmuştu!(Niye ki?) Ne gariptir ki, bilemezler çukurun Başkan’ı istenmediği ekipte durmaz. Davasından kopmaz çünkü Reise ihanet etmez! Onlar bunu anlamaz, yamalık dikiş tutmaz!

*****

-Her şey istedikleri gibi oluyor. Ta ki 7 haziran seçimleri gelene kadar. Adaylar belirlenip, sahaya iniliyordu. Durum aslında belliydi. Fakat onlar için askılı önemliydi. İlerisini-gerisini düşünen kimse yoktu. -Reisi, davayı, milleti, fakiri, esnafı ve çiftçiyi düşünen kimse yoktu. Ve hüsranla sonuçlanan bir bitiş. Herkes de garip bir bakış. Ağabeyleri dışarda kalmıştı. (Askılı acemi)

*****

Tabii bu sırada hükümet bir türlü kurulamıyor ve gergin bir hava seyrediyordu. Her gün değişik senaryolar, makamlara ve koltuklara rüzgar çarpıtıyordu. Ve o kurtarıcı! Devletini, milletini bu çıkmazdan kurtaran Dünya Lideri: “Yeter Karar Artık Milletin!” dedi. Tekrar heyecan başlamıştı. Ortalık toz bulutu, kurtlar puslu havayı bekliyordu ama nafile. Allah’ın (cc) koruduğuna kim zarar verebilir ki? Hatalar baştan yapılmıştı. Karargahta büyük sıkıntı. İhanetler diz boyu, teşkilatlarda adam kayırmaca almış başını gitmiş. Esnaf, çiftçi her kesim olayı anlamış, taban rahatsız ve koca yürekli dünya lideri olayların farkındaydı.

*****

Audi sesiyle Haydi, bedrin aslanları! İlk günkü aşkla haydi bismillah! Bedrin aslanları sahada! Önde kurucular, yanlarında efsane. Heybetinizi gizli tutun, yürüyüşünüz muhalefeti korkutuyor. Her bölgede ayrı bir sevinç, ayrı bir heyecan vardı. Fitneler boş durmuyor ama kimin umurunda. Göklerden gelen bir karar vardı. Devlete, millete, reise verilen söz yerine geliyordu. Ve seçim bitti. 105,34(Yüz beş bin otuz dört)

*****

Gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır! -Ey askılı ve yaverleri; dün sizin kovduğunuz, hakir gördükleriniz, 1 Kasım’da tarih yazdı. Askılı sen varken bile biz sahadaydık ve ihanet etmedik. Rabbimden duamdır ki; -Bizleri Kırıkkale’de yanımızda olan, gece gündüz koşturan, yüzümüzü kara çıkartmayan tüm il, ilçe, belde ve köylerde bizlere oy veren aziz, fedakar milletten Allah razı olsun.

*****

Ve geldik 15 Temmuz ve sonrasına… Tabii aslan postuna bürünmüş lağım fareleri ortaya çıktı. Cuntacılar çıktı. Asılsız iftira ve teraneler… Her gün sosyal medyadan adeta kustular. Ortada istihbarat raporu yok, araştırma yok, mit raporu yok ancak Şakir Sırrı’ya söyle de bu karmaşada H.D.’yi araya sıkıştıralım. Bilmezler ki, güneş balçıkla sıvanmaz. Altın yere düşmeyle pul olmaz!

*****

Şunu not alın: kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz!(Hoş geldin hocam) Kartal sinek avlamaz. Önüne bir fare düştüğünde ve eline bir fırsat geçtiğinde çıkarları için vatanını satmaktan, milletini harcamaktan tereddüt etmeyecek yüksek eğitimli kediler var. Allah’ım memleketimizi ve milletimizi bu münafıklardan korusun! Üstat ne güzel söylemiş; “Düşünce karanlığına ışık, tutanlara ne mutlu” Kahpe içerden olunca, kapı kilit tutmaz oğul. Halk içinde bozgunluk yapan haindir oğul. Çapsız; Diploma mı? Cibilliyet mi?

Yorumlar

  1. emrah diyor ki:

    Ağzına sağlık ercan başkanım

  2. deli diyor ki:

    işinize gelen yorumları koyuyorsunuz ya hani gazetecilik

    • Gazete Kale diyor ki:

      İşimize gelen değil olması gereken. Hakaret içerikli yorumlarınız onaylanmaz. Ayrıca İP’niz çıkıyor, boşuna sahte isim yazmayınız. Gerçek isimle yorum yapınız.



Gazete Kale'yi Facebook'ta Beğen

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

Yukarı Çık